Türk Gambiti, Azazel gibi başarılı bir eser sonrası uzun zamandır okunmayı bekleyen eserlerden biriydi ve adına uygun bir biçimde içeriğiyle ve arka plandaki işlenen olaylarıyla tatmin ediciydi diyebiliriz. Türk Gambiti, satrançta bir piyon feda ederek üstünlük kurma stratejisine verilen bir addır. Boris Akunin 'in isim tercihinin eserindeki olay örgüsüyle örtüşmesi oldukça etkileyici. Eserimiz 93 Harbi olarak bildiğimiz 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında cepheye nişanlısını görmeye giden Varvara Suvarovna'nın yolda roman serisinin ana kahramanı Erast Fandorin'e rastlayıp, yardımcısı olmasını, karargahta, cephede ve savaşın etkisinin hissedildiği her yerde başından geçenleri anlatıyor. Türklerin, bazı mevzileri bilerek kaybedip, Rusların dikkatini başka yönlere çekerek içlerine bilgi toplaması için bir ajan yerleştirip kısa vadede kayıp ama uzun vadede avantaj sağlaması bu satranç stratejisiyle örtüşmekte. Fandorin ise tüm bu olayların içerisinde çözümlemeye çalışan bir satranç oyuncusu. Yazarın oldukça objektif bir biçimde savaş ve taraflarını, polisiye unsurunu biraz geride bırakarak işlemesi, Çarlık dönemi uzmanı olmasından mütevellit eserinde dönemin ünvanlarını, tarihi kişilikleri işleyişi oldukça fark ediliyor. Türklerin ve Osmanlı Devleti'nin yapısını, karakterlerini (bildiğim kadarıyla) beklediğimden iyi ve objektif bir anlatımda bulmak hoşuma gitse de, eser genel hatlarıyla tarihi bir roman ama kesinlikle tarihi polisiye roman değil. Bana kalırsa polisiye nüanslı, tarihi olayların, kişiliklerin hatta ünlü gazetelerin o dönemdeki yazılarının yer bulduğu oldukça farklı, özgün bir anlatıma sahip.
Kısacası Türk Gambiti dönemin askeri, politik ve edebi zeka oyunlarına açılan başka bir pencere. Genel hatlarıyla okuması oldukça keyifli olan bu eseri bir an önce okuyup, küçük bir tarihi serüvene atılmak için gecikmemenizi öneriyorum. Keyifli okumalar.