Kitabı okurken beklentim yüksekti, özellikle Göbeklitepe temasından dolayı. Ancak kitap ilerledikçe bu heyecanım azaldı. Sarıca ve Çira'nın hikayesi zaman zaman ilgimi çekse de, bir noktadan sonra etkisini yitirdi. Çira'nın yaşadığı zorluklar başlangıçta dikkat çekiciydi, ama ilerleyen bölümlerde daha fazla derinlik bekledim. Kitabın bazı kısımları yavaş ilerlediği için okurken sıkıldım.
Kitaptaki mesajlar anlamlıydı, ancak daha derinlemesine işlenebilirdi. Örneğin, 'kirlenen dünya değil kirleten insandır' gibi ifadeler doğru olmakla birlikte, yüzeysel kaldı. Venüs'le ilgili verilen bilgiler ilginç olsa da, bazen anlatının akışını bozduğunu hissettim. Sanki bu bilgiler sadece bilgi vermek amacıyla eklenmiş gibiydi.
İskender Pala'nın sade anlatımı bu kitapta da belirgindi ve dili anlaşılırdı. Ancak bu seferki anlatımı diğer kitaplarına kıyasla daha az etkileyici buldum. Akşam Yıldızı beni içine çekmekte zorlandı ve karakterlerle tam olarak bağ kuramadım. Tarihi atmosferin daha güçlü yansıtılabileceğini düşünüyorum. Farklı bir dönemi merak edenler için ilginç bir seçenek olabilir, ama benim için çok güçlü bir okuma deneyimi olmadı.