Gönderi

HAZIR ÇÖZÜM SÜRECİNDEYKEN...
Puan vermedi·160 syf.··
2025 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 20:03
MEVCUT ANAYASAYA GÖRE "TÜRK" KAVRAMI Madde 66: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. p: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. q: Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. p ∨ q = Türk vatandaşlığı. [∨, mantıkta "veya" demektir.] C1) Türklük yurttaşlığa dayalı üst kimliktir. C2) Türklük yalnızca etnik bir kategori değildir. C3) Etnik olarak Türk olmayan biri, p koşulu sayesinde Türk sayılabilir. C4) q koşulunu sağlayan biri, p koşulunu sağlamasa da (vatansız olsa bile) Türk olarak kabul edilebilir. C5) Türklük tanımı esnek ve kapsayıcıdır. Not: p ∨ q tanımı, Türk kavramını hem hukukî hem de biyolojik/etnik alana yayar. Bu nedenle bu tanım bir üst kimlik çerçevesidir. Hâlâ "Türklük" üst kimlik değildir diyorsanız farklı yıllarda kullanılmış muhtelif anayasalarımız bu konuya ne diyor? Bu soru hem Cumhuriyet'in Kürt ırkını reddettiği söylemine de cevap verir. 1924 Anayasası Madde 88 Fırka 1: Türkiye ahalisine din ve ırk* farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla (Türk) ıtlak olunur. (...) 1937'deki değişiklikle: Türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “Türk” denir. 1961 Anayasası Madde 54: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Görüldüğü üzere anayasadaki Türk tanımı henüz cumhuriyetin ilk yıllarındayken bile belirli ırka dayandırılmamış, üst kimlik olarak tanımlanmış ve tanım oldukça dolu ve demokratiktir. 1961 Anayasası ile muhtevası nispeten daraltılan vatandaşlık tanımı yine de özü itibariyle demokratik ve üstkimlikçi yaklaşmını korumaktadır. 1961 Anayasası ile getirilen bu tanım bazı ufak çaplı tadiller ve mülgalarla geçerliliğini koruyor. (1982 Anayasası) Bana soracak olursanız günümüzde Türk vatandaşlığını belirten 66. madde 1924 ve 1937 anayasalarında olduğu gibi şerh edilmeli. Bu şerh mevcut maddenin anti-demokratik yaklaşımından kesinlikle değil. Fakat 24 ve 37'deki gibi olması işleri daha da kolaylaştırır. *Özellikle bu kısma çok dikkat etmenizi istiyorum. ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ [Liberal Milliyetçilik]* Atatürk'e göre millet, geçmişte bir arada yaşamış, bir arada yaşamaya devam eden, gelecekte de bir arada yaşama inancı ve kararlılığında olan, aynı vatana sahip, aralarında ortak dil ya da ortak kültür veya ortak ahlak olan insanlar topluluğudur. Atatürk'ün tanımladığı milliyetçilik; din ve ırk ayrımı gözetmeksizin, ulus tanımını vatandaşlık ve üst kimlik değerlerine dayandıran sivil milliyetçi bir vatanperverlik anlayışıdır.* Peki Atatürk milliyetçiliğini neden vurguluyorum? Çünkü devletin resmen tanıdığı ideoloji bu****. Mevcut anayasanın 2. maddesinde cumhuriyet "(...) insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı (...)" olarak tanımlanıyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi; Atatürk milliyetçiliği ruhunu Türk ırkından vesaire almıyor. Milletten, yurttaştan alıyor. Ki bu da Fransız İhtilali'nin getirdiği eşitlik, yurttaşlık ve milliyetçilik tanımıdır. Jean-Jacques Rousseau'dan çok büyük bir şekilde etkilenen Mustafa Kemal Atatürk'ün yine aynı şekilde yurttaşlık ilkesine ve sivil milliyetçi olmasına şaşılmamalıdır. Hülasa, mevcut anayasanın 66. maddesinin yanı sıra 2. maddesi de devletin ırkî bir temeller üzerinde değil; yurttaşlık (la citoyenneté) ve mutlak eşitlik ilkesi üzerine kurulduğunu göstermektedir. Liberal Milliyetçi bu temeller ziyadesiyle kapsayıcıdır. *Atatürk Milliyetçiliği'nin Kemalist Milliyetçilik'ten ayrılan pek çok kısmı vardır. Kemalist Milliyetçiliğin retoriği ırk temellidir. **Medeni Bilgiler. Toplumsal Dönüşüm Yayınları. 1930. s. 48. Kısa Türkiye Tarihi. Sina Akşin. s. 117. Gazi Mustafa Kemal. İlber Ortaylı. s. 295. ***İlgili makale: turkoloji.cu.edu.tr/ATATURK/arastir... ****Aslında hemen hemen her devlet en temelde buna benzer bir amaç güder. Çünkü devleti bu ideal ayakta tutmakta. Özellikle Fransa özeline bakmanız iyi olacaktır. "CUMHURİYETİN NE HAYRINI GÖRMÜŞÜM?" “Bu Cumhuriyetin neyinden hayrını görmüşüm? Cumhuriyetperver olmak bir erdem değil, tembelliktir. Biz bundan hiçbir hayır bereket görmemişiz, neyini buna borçlu olacakmışız? Ben hiçbir şeyimi buna borçlu değilim." Bu sözler geçtiğimiz günlerde vefat eden Sırrı Süreyya Önder'e ait. Cumhuriyeti bir Fransız jakobeni gibi sahiplenenlerdenim bende. Kırmızı çizgimdir cumhuriyet. Tabuysa tabu, dogma ise dogma. Bu değer binlerce yıllık Türk tarihinin en üst basamağı, en yüce değeri. Hele hele bu cumhuriyet fikri şu tartışmalı günlerde fazlasıyla sahip çıktığım bir sistem oldu. Yüzyıllardır tımar sahibinin insafına bırakılmış köylünün artık tebaadan "yurttaş" statüsüne geçtiği gün doğdu küllerinden Anadolu köylüsü. Artık kimsesiz değildi Anadolu'm, "kimsesizlerin kimsesi" olan cumhuriyet vardı. Anadolu köylüsünün bağrından çocukları alan ve birer donanımlı, çağdaş ve yurttaşlık bilincinde bir insan olarak yetiştiren sistemin adıdır Cumhuriyet. Doğu'daki yüzyıllardır süregelen feodal ağaların tiranlıklarının kökünü kazımaya ahdedmiş mukaddes kutsal bir yönetim biçimidir o. Ve nihayet o gün gelir: Seçim sandığının başında yurttaş iktidar sahipleri ile hesaplaşır. İşte bu hakkı size veren sistemdir Cumhuriyet. Özetle dostlarım, cumhuriyetin yanlışlarını ve doğrularını konuşalım; konuşmayalım demiyorum. Özellikle benim gibi eleştirel bakan bir kişi için bir şeyi tabu yapmak olmaması gereken bir şeyken günümüzdeki siyasî atmosferden nasibimi alarak Cumhuriyet değerini kendime bir prensip; ilke edindim. Edinmeliydim de. Ama bunu ne tetikledi? Çünkü çözüm süreci denen zımbırtının ayyuka çıktığı şu günlerde bir Kürt milliyetçisi cumhuriyeti tartışma konusu haline getirip meseleye metodolojik bakmaktan çok melodram unsurları ve histerik katarak bakıyorsa benim içinde cumhuriyet bir o kadar metodolojik bakmaktan uzaklaştığım, histerik olarak ele alabileceğim bir konu oldu. Buna ek olarak cumhuriyetin Fransız İhtilali'nde olduğu gibi jakobenist, elitist, "halk için halka rağmen" anlayışıyla pragmatik bir yöntemle ele almamız cumhuriyetin hayrı ve geleceği için ziyadesiyle daha iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü 1789'daki gibi bir şeyler halk için halka rağmen yapılmazsa ne bilimsel terakki mümkün; ne de müreffeh bir yaşam. Hiçbir kurum, siyaset, düşünce, fikir ve şahıs eleştirilemez değil - cumhuriyet dahildir, fakat yukarda bahsettiğim sebepler beni en az direktuvarlı gibi ateşli bir cumhuriyet savunucusuna dönüştürdü. Ve bu da yine beni aklen argümanlar üretebilsem de bu argümanların yanında hislerimi de - ki yoğundur, göstermeme neden oldu. Yani dostlarım, karşımda cumhuriyetin neden kötü bir sistem olduğu kanıtlansın ve 7 milyar insan da buna itimat etsin, ben yine de itimat etmem. Bu bağlamda Robiespierrene'nin şu sözünü alıntılamak istiyorum: "Devrim devleti, özgürlüğün tiranlığa karşı despotizmidir." Bu söz aynen cumhuriyetin özünde olan şeydir. Meselenin de özetidir. Bir şeyleri eleştirilebilir kılmak için önce bir şeyi eleştiriden tenzih etmek gerekir. Eklemek istediklerim: hizliresim.com/6kxxo85 Kaynak: sbb.gov.tr/yatirimlarin-il... En çok yatırım yapılan iller sıralamasında ilk 10'da Kürt nüfusunun görece baskın olduğu ilerimiz var. İşte cumhuriyet sağlıyor bunu. Sana hamuru mayalamayı öğreten bile - abartmıyorum Ahmet Haşim'in 1919 yılındaki mektubuna bakınız, cumhuriyet denen sistemin ta kendisidir. Cumhuriyet konusunda umarım anlaşılmışımdır. SONSÖZ Bunca sene millet sistematik olarak kutuplaştırıldı. Şimdi ise kutuplaştıranlar "gelin barışalım" diyor. Fakat artık iş işten geçti. Siyasette bitirilmek istenen kutuplaştırma artık hayatın her alanında; futbolda, camide, okulda ve sokakta var artık. Kürt sorunu resmen göz göre göre siyasi elitler tarafından harlandı. Rey uğruna yaratılan bu elim strateji artık çığırından çıkmış bir vaziyette dönüştü. İşte tamda bu yüzden İç Anadolulu olarak tabir etmek istediğim güruhun Kürtleri kültürel olarak kabullenmede sorunlar yaşadığını düşünüyorum. Kürt sorunu söylemini "İç Anadolunun Kürtleri Kabullenmede Sorunu" olarak adlandırmamız yine de yanlış bir söylem olmayacaktır. Siyaseten buzları eritebiliriz, ya sokaktakileri nasıl barıştıracağız? Önemli olan sokaktakilerin barışmasıdır. Devlet denen yapı gökten zembille inmedi en nihayetinde; bu mekanizmayı sokaktaki insanlar oluşturuyor. Artık Kürt anası da ağlamasın, Türk anası da. Fakat yine faşist olan, ırkçı olan, anti-demokratik olan, otokrat olan biz oluruz. Eyvallah. Kendileri öyle düşünmese de eyvallah, çünkü biz gerçekten demokrat, cumhuriyetperver ve insan haklarına saygılı insanlarız. Onlar beylik sözler etmeye devam etsinler. KİTABA GELECEK OLURSAK... Evet, bunca konuştun yeni mi kitaba geçiyorsun dediğinizi işitir gibiyim. Aslında tüm bu anlattıklarım kitapla bağıntılı meseleler. Fakat ben şöyle kısaca kitabın içeriğinden, nasılından, sonucundan bahsedeceğim. Kitap yazarın Kürdistan olarak adlandırdığı Doğu'da bulunan 12 ilimizi kapsayan bir dizi anketi okurun önüne seriyor. Öncelikle söylemem gereken örneklemin çok az olduğu. Kitaptaki veriler nüfusun sadece 1918 kişisi için geçerliyken bunu tüm doğuya addetmek ne kadar bilimsel? 1918'i 12 ile bölersek il başı örneklemi buluruz: 159. Böyle bir örneklemle yargılarda bulunmak ve il adına konuşmak, hele hele Gaziantep gibi; Şanlıurfa gibi gerçekten kozmopolit yapıdaki şehirle ilgili yapılan araştırma kesin ve netmiş gibi hükümler koymak gerçekten rasyonel sayılabilir mi? Üstüne üstlük kitabın adı "Kürtler Ne İstiyor?" gerçekten bu adı hak ediyor mu? Zira kitabın yarısını oluşturan temel içerik tablolar ve Kürt halkı üzerine yapılan tahlillerken bu ne kadar doğru? Bazen verilerin birbiriyle çeliştiğini söylemiyorum bile. Aslında kitapla ilgili aksini incelemeye yazarım diye not aldığım pek çok kısım vardı fakat bu kadar uzun bir incelemeyi bende beklemiyordum. O yüzden şimdi; hemen burada yazıyı kesiyorum. Bana kalsa daha yazarım; çünkü hâlâ kendimi ifade edememiş gibi hissediyorum fakat bir sınır da olmalı.
Kürtler Ne İstiyor?Mesut Yeğen · İletişim Yayıncılık · 201616 okunma
·
854 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Allaaaaam mantık ve bağlaç gördü bu gözler, hemen okuyorum 😇
Efe T.
Gönderi Sahibi
Metne farklı bir yön kattı hem de duru ve açık bir şekilde neden üst kimlik olabileceğini vermiş oldum.
Efe T.
Gönderi Sahibi
Bu yazıyı radakte edip Medium üzerinden yayınlayacağım.
Efe T.
Gönderi Sahibi
Yazım yanlışları ve sürçü lisanlar için özür diliyorum. Okuduysanız da ayrıca teşekkür ediyorum.