İşini sevemeyen, bunalmış, mutsuz, çıkar yol bulamayan Rus insanı. Bu karakter Rus edebiyatının özellikle realist dönemde mihenk taşını oluşturuyordu. Aynı karakteri devrimden hemen sonra Bulgakov'un eserlerinde de görüyoruz.
Maksudov bir gazetede çalışan mutsuz bir adam. Bir gün bir roman yazıyor ve bu yolla Sovyetlerin çıldırcı büroksisine bulaşmış tiyatrolarına sanatçı egolarına, hileye yakından şahit oluyor. Eserin isminden de anlaşıldığı gibi Maksudov notlarını ölümünden sonra yayımlanması için yazara göndermiş. Yazar yazım noktalama dışında değişiklik yapmadığını belirtse de bu kısımların gerçek mi yoksa kurguya ait bir kısım mı olduğu pek belli değil. Romanda her zamanki Bulgakov'u görüyoruz. Sovyet eleştirisi, umutsuzluk ve biraz da kara mizah.
Esere Sovyet eleştirisi bakımından yaklaşmak ve Sovyetlerle ilgili genel kanı oluşturmak için okumak bence pek mantıklı değil. Ben Bulgakov'a bu şekilde yaklaşmıyorum çünkü Bulgakov devrimden önce nötr olup da devrimle birlikte yaşanan hayal kırıklığını anlatan bir yazar değil. Bulgakov devrim yıllarında Bolşeviklere karşı Beyaz Ordu'nun yanında yer alan ve böyle bir bakış açısına sahip bir aileden gelen bir yazar. (Kendi Beyaz Ordu'da doktor, kardeşleri ise askerdi) Bulgakov'un babası ilahiyat profesörüydü, Çarlık yönetiminin fikirlerine önem verdiği bir insandı hem dini hem de düşünsel açıdan devlet tarafından çok saygı duyulan bir insandı. Yeni rejimin hem eski rejime hem de inançlara ne kadar karşıt olduğunu düşününce Bulgakov'un ta en başından devrime ne kadar nefretle baktığını anlamak mümkün. Sovyetler bir çiçek bahçesi olsaydı da Bulgakov çiçeklerin dikenlerini anlatıp eleştirecekti. Sovyetler çiçek bahçesi olmadığı için anlattıkları bizim için değerli hale geliyor. Ben Bulgakov'a bu açıdan yaklaşmayı daha doğru buluyorum.
Eser Bulgakov'un eserleri içinde biraz geride kalsa da kendi felsefesi olan ve yazarın hayatından izler taşıdığı için okunabilecek bir eser.