Birinin değerini hayatınızda kapladığı yeri anlamak için onunla birlikteyken yaptıklarınıza ya da onunla başardıklarınıza değil, onsuz ne halde olduğunuza bakmanız gerekir. O, komik bir şey gördüğünüzde ya da okuduğunuzda paylaşmak isteyeceğiniz ilk kişi, aklınıza gelen tek kişidir. Gözleriniz ıslandığı zaman telefonunuzun rehberinde adını aradığınız kişidir. Belki bazen içinizden Kendi kendinize konuşurken bile aslında ona bir şeyler anlatıyorsunuzdur ama eğer yazamıyorsanız, arayamıyorsanız, hatta yüzünü bile göremiyorsanız ya o artık çok uzaklarda bir yerdedir ya da ona veda etme şansınız hiçbir zaman olmamış demektir. Bir şeyler yolunda gitmemiş son sözler asla söylememiş ve etekteki taşlar hiçbir zaman dökülmemiştir ya da belki söyleyecek tek bir sözünüz daha olmasa bile tek bir kez, ona son bir kez sarılamamak işte bu tam olarak yarım kalmışlık hissidir.
Bitmemiş yarım kalmış hikayeler insanın canını fazlasıyla acıtır bazen her şey yolunda giderken mutluyken bile bunu düşünürsünüz çünkü hayatın bize öğrettiği gerçek şudur; her güzel şeyin bir sonu vardır bu düşünceyi aklınıza getirmemeye çalışsanız bile bilinçaltınızda hep bu vardır. Bazen bu korkuyu daha yoğun hissedersiniz bazen vaktin yaklaştığını anlarsınız belki kendinizi buna hazırlamaya çalışırsınız ama ne kadar hazır olsanız da ayrılıklar acıdır.