Gönderi

Önemli gördüklerim
7/10
·264 syf.··
2025 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2025 00:56
Yine büyük bir beklenti ile başlayıp okurken beklentimin yavaş yavaş düştüğü bir kitap oldu benim için. Bunun bir çok sebebi olabilir tabii ki. Belki daha önce okuduğum ve farkına vardığım şeylerin üzerinde epey duruldu belki de kişisel olarak gelişmek istediğim başlıklar biraz daha farklıydı. Çok fazla bu olumsuz şeylerin üzerinde durmadan kitaptan özümsediğim şeyleri paylaşıp incelemeyi bitireceğim. 1- Duyguları doğru ifade etmenin önemi. Biri söylediğiniz bir işi yapmadığında kendinizi “sözümü önemli görüp işe koyulmadığın için kendimi çok kırılmış hissediyorum” demek yerine “sorumsuz” derseniz düzgün ve açık bir iletişim kurmamış olursunuz. Çünkü eleştri, negatif söylem veya kıyaslama yapmak o an için olayın muhattabının gözüne perde indirir ve asıl konuya odaklanamaz. Kısaca yapılan şey ile yapılan şeye yorum birbirinden çok ama çok farklı. Yorumumuzu katmadan dile getirmek daha çabuk çözüme ulaşmamızı sağlar. Sayfa 41’deki şu dört satır çok hoşuma gitti: Evet başa çıkabilirim yaptıklarımı Ya da yapmadıklarımı söylemenle. Yorumlarınla da baş edebilirim, Yeter ki karıştırma ikisini birbirine. 2- Salt gözlem ile değerlendirme içerrn gözlemlerim farkı. Mesela bunu anlamak çok basit ama bence uygulamak biraz daha meşakkatli. Direkt gözlediğinizi söylemek örneğin “Jim’in görüntüsü bana hiç çekici gelmiyor” yerine genel bir değerlendirme yapıp genelleme kurmak “Jim çirkindir” demek karşı tarafın asıl anlamasını istediğimiz şeyin anlama ihtimalini düşürür. Çünkü saldırı olarak kabul edip savunmaya geçer. Sorunu da kim çözüyorsa çözsün o saatten sonra 3- Hissedilen ile olanı ayırt etmek. Ne demek istiyoruz? Aslında bu madde karşı tarafa kendimizi daha iyi nasıl ifade edebiliriz ile alakalı. Örneğin “tedirginlik hissediyorum” yerine “tedirginim” demek daha doğru. Çünkü tedirgin olmak bir olguya dayanır. Oysa hissetmek duygularla alakalıdır. Mutluluğu, şaşkınlığı, hayal kırıklığını hissedersiniz. Bir örnek daha vereyim kitaptan: “Birlikte çalıştığım insanların gözünde önemsiz olduğumu hissediyorum.” Burada önemsiz sözcüğü gerçek duygularımın yerine diğerlerinin beni nasıl değerlendirdi hakkındaki düşüncemi tarif ediyor. Böyle bir durumda gerçek duygularımızı anlatmak için “üzülüyorum” veya “cesaretim kırılıyor” demekte yarar vardır. 4- Öfkenin uyaranıyla nedenini birbirine karıştırmamak. Ne demek istiyorum? Sayfa 161’deki alıntılar ile açıklayalım. “ şiddetsiz iletişimde öfkeyi tümüyle ifade etmenin ilk adımı, diğer kişiyi öfkemizle ilgili tüm sorumluluklardan azat etmektir. Başkalarının davranışları bizde birtakım duyguları uyandırabilir ama duygularımızın nedeni değildir. Hiçbir zaman başka birinin yaptığı bir şey yüzünden öfkelenmeeyiz. Diğer kişinin davranışına uyaran olarak tanımlayabiliriz ama uyaran ile neden arasında net bir ayrım yapmamız çok önemlidir.” Sayfa 163’e de bir bakalım. “ örneğin, birisi bizimle olan randevusuna geç geldiğinde ve onun bizi önemsediğine dair güvenceye ihtiyacımız olduğunda kendimizi incinmiş hissedebiliriz. Eğer ihtiyacımız, zamanımızı faydalı ve yapıcı bir biçimde kullanmaksa bozulabiliriz. Ancak eğer ihtiyacımız 30 dakika yalnız kalmak ve sessizce durmak ise o kişinin geç kalmasına şükredip memnun olabiliriz. Görüldüğü gibi duygularımızın nedeni diğer bir kişinin davranışı değil kendi ihtiyacımızdır.” Madem bu kadar şey öğrendin ve fark ettin hâlâ nasıl kitaba karşı beklentin düştü diyecek olursanız ki bende şu an öyle düşündüm. Belki de tek isteğim okurken sıkılmamamdı, o bakımdan da kitabın canı sağ olsun diyorum. Bir sürü değil ama nokta atışı şeylerin altını çizdiğimi düşünerek müthiş bir vicdan azabıyla incelememi sonlandırıyorum. Hoşça kal şiddetsiz iletişim!
Alıntı
Şiddetsiz İletişimMarshall B. Rosenberg · Remzi Kitabevi · 20202,326 okunma
·
225 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.