Puan vermedi·244 syf.··
2025 87. kitabı
Ülkedeki en kolay şeylerden biri, herhangi bir ideolojiyi savunmak ya da o ideolojinin taraftarı olmak. Bunun sakıncalarını da görmüyorsun radikal adımlar atmadığın sürece. En kolayı bu. Sıradan bir insan olarak sıradan diğer insanlarla konuşurken inandığın ideolojiyi savunabilir, anlatabilir; aksini söylemek isteyenlere, karşıt ideolojiye bağlı ya da karşıt olmasa da farklı bir ideolojiyi savunanların sana savunduklarının aksine bir şeyler söylediğini duyduğunda, kendini çirkefleştirebilir, karşındakini aşağılayabilir, hatta onu suçlayabilirsin sana muhalif, sana karşı olduğu için. Biri Abdülhamid'i savundu. Neden bu kadar kolay bir ideolojinin taraftarı olmak sorusunun bir cevabı da, her an her yerde bu ideolojiyi satabilecek olmamızdır. Zamanın çıkarları neyi gerektiriyorsa onu savunabiliriz ya da kendi savunduğumuzu gizleyebiliriz. Bunun için bir bakış da yetebilir birkaç kelimelik sözcük de. Nitekim ülkede bunu en çok gördüğümüz ideoloji taraftarları solcular içerisinden çıkıyor. Hangi kuşaktan olursa olsun, belli bir dava için fikir birliği içerisinde olanlar dahi birbirlerini ele vermede ya da birbirlerinin kuyusunu kazmada çok başarılılar. Bu görüşe mensup kişiler, savundukları ideoloji için yaşamlarını hiçe saymış ve bu yüzden de hayatları son bulmuş kişileri yüceltir, adını her yerde anar, adımlarını onun yolundan gidiyormuş gibi atar ve aksi bir davranış karşısında bu yüceltilmiş kişilerden nemalanarak karşısındaki kişiye ciddi suçlamalarda bulunur. Herhangi bir kırılma zamanında kaçabilmek için müthiş bahaneler üretir, zamanla yorgun demokratlığa, eski devrimciliğe sığınarak yeni nesillerin üstünde sayar kendini. Yeni neslin yeni fikirleri karşısında da ne yapacağını bilemediğinden yine bir tür acemilik sergileniyor bahanelerine koşar. Ona göre onun zamanında yüksek bedeller ödenmiştir ve bu nesil onların kıymetini bilememiştir. Bir başka konu da kırılma zamanlarını yaratanların yine kendi içlerinden çıkan kişiler tarafından oluşturulmasıdır. Arkadaşlarını, dostlarını ele verirken inandığı tüm değerleri; "Benim başıma geleceğine, yaşamayı tercih edip, diğer herkesi, ilgili ilgisiz herkesin ismini veririm." bahanesiyle yürütür. Ona göre acıları çekenler önemli değildir. Önemli olan kendisinin acı çekmemesidir. Bu da ideolojinin nasıl da basit savunulabildiğini, nasıl da basit terk edilebildiğini ve nasıl da yaşama aslında değer verilmediğini göstermez de ne olur? Artık inançlar havada yüzen buhar tanecikleridir. Birbirlerini kandırmaktan öteye gidemeyen çocuk oyunudur inanç. Peki nerede o zaman bu kadar derinden bağlı Can'lar? Onlar hala varlar. Hala insanların mutlu, geleceğin güven içinde yaşanmasını isteyip ses yükseltirler. Onları her an her yerde görebilirsiniz ama seçebilir misiniz bilemem. Zira bu yapı içerisinde kim kimin kuyusunu kazıyor, kim aslında neyi niçin savunuyor görebilmek çok zor. Bu kişileri görmek de sanırım bir inanç. Tam emin olabilmek için ölmeleri gerekiyor. Zira içinde bulunduğu topluluk için sürekli kendini ispat etmesi ile inandığı şeyi savunmak, ileriye taşımak için çaba göstermekten helak olmaktadırlar. Peki bu kitapta ne anlatıyor yazar? Tüm bunların çok dışında bir şeyden bahsettiği yok. Eski bir devrimci, kendi kuşağından kişilerce ele verilmiştir. Otuz yıl sonra ülkeye başka bir isim ve kökenle dönüp kimi toplantılar gerçekleştirecektir. Ülkede kaldığı dokuz günlük sürede hiçbir şey başaramamıştır. Evlidir ve bir yardımcı kadına asılır. Bolca alkol tüketir. Eski günleri yad ederken hakkında çıkan şeylerin yanlış olduğunu savunmak ister ama başaramaz. Kadınla da ilişki kuramaz. Görevlerini de yerine getiremez ve gider. Başarısız bir dokuz günlük yaşam. Bu sırada bize de kuşak kuşak devrimcileri anlatır. Kendi kuşağı yitenlerin dışında orada burada günlerini en iyi şekilde geçirmek isterler. Ülkedeki sorunlara değinilir üstün körü. Kimlerin ne haltlar karıştırdığı konuşulur ama en çok alttan alta temelini oluşturan, kurumlara ve zihinlere sızan örgüt anılır. Ortaya bir Tırşıkçılık mezhebi mensupları ile dilinden kutsalları düşürmeyen bir zibidinin ardılları kalır.
Kitap Simyacıları
Karşı DevrimcilerK. Kaan Arslanoğlu · İthaki Yayınları · 20088 okunma
·
83 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.