Benim için “abartılan kitaplar” listesine adını altın harflerle ekleten bir kitap oldu. Yazarın kalemi bana kesinlikle hitap etmedi. Günlük tutmak isteyip de yazacak bir şey bulamayan birinin “uyandım. pijamamı değiştirdim. saçımı topladım. yüzümü yıkadım.” tarzında her ayrıntıyı yazması gibi şeylerle doluydu kitap. Bu tarz gereksiz ayrıntıları çıkarsak kitabın üçte biri giderdi.
Buradan sonrası spoiler içerebilir…
Ben, maalesef ki, ördek ailesi gibi sürekli dip dibe olmalarını da sevemedim. Zaten esas grubumuzun arkadaşlıkları da yılış yılıştı. Samimi bir görüntü vermektense, daha ziyade iticiydi. O kadar dip dibeler ki, kimse ikili olarak bir an yaşayamıyor ya da özel olarak konuşamıyor gibiydi. Çünkü yazar kitabın başlarında ikili etkileşimleri, üçüncü dördüncü kişileri de dahil ederek bozup duruyordu. Bu o kadar fazla tekrarlandı ki, kitabın devamında da her özel ana başkalarının da dahil olmasını bekledim. Durduk yerde anksiyete yaşattı bana :)
Noah ise çok ütopik bir karakterdi. Her şeyiyle bu kadar “mükemmel” olan biri, bu kurguda harcanmış.
Sondaki kaza olayında artık daraldım. Zavallı Noah, daha ne kadar darbe yiyebilir diye yazarın sınavına tâbi tutulmuştu. Özetle; hiçbir karaktere ısınamadım, kitabın her sayfasından akan dram da beni boğdu. Seriye devam eder miyim, emin değilim.