Puan vermedi·328 syf.····Okunma: 21 Mayıs 2025 11:44 234 sayfayı bir buçuk haftada bitirdim. Öncelikle söylemek istediğim şey şu: İşkencecinin Gölgesi klasik anlamda bir bilimkurgu değil, daha çok "science fantasy" denen alt türe yakın. Yani bir yanda teknolojik bir gelecek (aslında çok uzak bir gelecek, belki de evrenin sonlarına yakın bir zaman) ve geçmişin izleriyle harmanlanmış bir dünya var. Ama öte yandan anlatım dili, karakter yapıları ve mekân tasvirleri Orta Çağ'ı andırıyor. Bu yüzden kitabı okurken kendini bir fantastik romanın içinde hissediyorsun.
Ben bu kitabı okurken zorlandım ve çoğu zaman da sıkıldım. Çünkü Wolfe, okuyucuya neredeyse hiç açıklama yapmıyor. Bir dünyaya giriş bölümü yok, karakterlerin niyetlerini çözmek kolay değil, anlatıcı güvenilir değil, kullanılan kelimeler bazen uydurma bazen de arkaik, diyaloglar çoğu zaman simgesel. Kısacası okuyucudan çok fazla dikkat, sabır ve analiz gücü bekliyor. Hatta kitabın önsözünü yazan Neill Gaiman bile Wolfe için “birkaç defa okuyunca yazdıklarının güzelliği anlaşılıyor” demiş.
Bir de işin şu yönü var: Kitap gerçek anlamda karanlık bir dünyada geçiyor. Başkahraman Severian bir işkenceci çırağı ve hikaye boyunca hem fiziksel hem de ahlaki olarak rahatsız edici durumlarla karşı karşıya kalıyor. Bu da okuma deneyimini zaman zaman yavaşlatıyor veya rahatsız edici hâle getiriyor.
Ben kitaptan şu sonucu çıkardım: Wolfe herkesin zevkine hitap eden bir yazar değil. İşkencecinin Gölgesi ise özellikle sabır isteyen, katman katman açılan, hatta okurken değil sonradan değerlendirildikçe “vay be” dedirten türde bir kitap. Ancak bu “zor” edebi duruş, onu herkes için keyifli bir kitap yapmıyor.
Diğer taraftan romana gelirsek, Engizisyon benzeri bir örgüt olan İşkenceciler Loncası’nda yetişen Severian’ın hikâyesi anlatılıyor. Severian, loncanın katı kurallarına rağmen, merhamet göstererek bir Thecla isimli bir mahkuma işkenceden kaçma şansı tanıyor ve bu affedilmez suçu nedeniyle sürgüne gönderiliyor. Yolculuğu, onu gizemli ve tehlikeli bir dünyaya taşıyor. Bu yolculuk boyunca Severian’ın karşılaştığı her karakter, her çatışma ve her manzara, onun kendi karanlığıyla yüzleştiği kişisel dönüşümüne katkıda bulunuyor.
Kolay sıkılan bir okuyucuysanız ya da modunuz çok da yüksek değilse, İskencecinin Gölgesi okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap değil.