Gönderi

8/10
·328 syf.··
2025 47. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2025 07:12
''Anneyle oğul ve anneyle kız arasındaki ilişki farklı çünkü anne, kız çocuğunun gelecekteki kendini, kız çocuğuysa annenin kaybettiği benliğini gördüğü bir aynadır-annem, beni, neler kaybettiğini bilmek istemediği için mi görmüyor acaba?'' Miras ve Postane Günlükleri ile tanıdığımız, çözülemeyen aile sorunlarını merkeze alan kurgularıyla hepimizin çok sevdiği Vigdis Hjorth'tan ''Annem Öldü Mü'' kitabı dilimize henüz Nisan ayında çevrildi ve hemen okumayı tercih ettim. Hjorth'un kaleminin bizi bu denli derinden etkilemesinin sebebi hissettiğimiz, derinlerde düşündüğümüz ama bir bütün olarak kabul etmek istemediğimiz, mevzu bahis ailemizse dillendirmekten çekindiğimiz konuları sayfalarca anlatması, hepimizin o sayfalarda kendi öyküsünden bir parça yakalaması diye düşünüyorum. Miras kitabında olduğu gibi aile bağları ve hesaplaşmaları konusunda benzer söylemlerin sayfalarca tekrarlandığı bir anlatı mevcut, evet. Fakat bu kitapta da çoğu sayfada yazarın kurgunun dışına çıkarak yine kurguyla bağlantılı konularda bilinç akışıyla yazdığını hissettim. Hassas konularda konuşmaya başladığımızda kendi düşüncemiz olup olmadığına emin olmadığımız, bunu ben mi söyledim, sorgulaması yaşadığımız anlar olur ya; o kapı bir kere açıldığında içimizdeki bütün balonları serbest bırakırız, yazar bana bunu hissettiriyor tekrarlayan sayfalarda. Bastırılmış -terbiye edilmiş- bir çocukluktan sonra tercihleri için genç yaşta ailesinden ayrılan, sonrasında dışlanan ve otuz yıl boyunca o resmin dışında kalan ana karakterimiz Johanna'nın 50 yaşında büyüdüğü ve ailesinin yaşadığı kente geri dönüşüyle başlıyor hikaye. Geri dönmesiyle bilincine çıkan hatıralar annesiyle iletişime geçmek için adeta bir kaçma-kovalamaca oyununa sıkıştırıyor onu. Cevaplanmamış soruları, tamamlanmamış hikayeleri orada bırakmak mı gerekir yoksa ne olursa olsun peşine düşmek mi gerekir - hala sorgulasam da Johanna için durum çok açık: ''Tüm umutları yitirmek, taşımakta zorlandığım boynuzumdan kurtulmak, ihtiyacım olanı kendim yaratmak zorundayım.'' Bir kıyas yapmak gerekirse, Mirası ilk sıraya koysam da severek okuduğum bir kitap oldu. Kitabın bıraktığı soruyu bırakarak en önemli gördüğüm alıntıyla bitireceğim yorumumu. Yara açmayan bir annelik, öldürmeyen bir sevgi mümkün mü ? ''Gerçek hayattaki anne figürümüz, kendi annemizle bireysel deneyimimiz, anne mitiyle iç içe geçmiştir, ben de dahil olmak üzere bu mitolojik haçı yüklenmiş giden tüm annelere ve anneme vah yazık.''
1000Kitap
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,790 okunma
·
262 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.