Gönderi

Tarihi Yeniden Düşünmek
Puan vermedi·255 syf.··
2025 3. kitabı
Tarih yazımı, dünyanın farklı bölgelerinde farklı bakış açılarına göre değişiklikler göstermiştir kuşkusuz. Birilerinin istilacısı diğerinin fatihi olabiliyor. Bir başka durum ise modernlik ve gelişmişlik tartışması. Kendi düşünce tarzını merkeze alan batı dünyası, kendi kriterlerine uymayan yani batının toplumsal yapısına uymayan toplumlara “gelişmemiş” olarak bakıyor. Kitap işte böyle başlıyor. Batının iddia ettiği gibi İslam coğrafyasının sanıldığının aksine daha önceki dönemlerde batıdan daha gelişmiş durumda olduğunu savunuyor. Burada batılı düşünürlerin görüşlerini de sunuyor. Daha sonraları Avrasya ve Asya’nın batının iddia ettiğinin aksine aslında çaba sarf ettiğini ama bazı aksilikler yüzünden başarılı olmadığını açıklıyor. Geçmişteki olayları siyasal, ekonomik ve toplumsal olarak inceliyor. Kitabın başlarında tarih yazımının aslında tarafsız bir anlatı olmadığını vurguluyor. Yani tarih olayların olduğu gibi anlatılması değil; kimin neyi nasıl anlattığıyla ilgili. Kitapta bununla ilgili şöyle bir alıntı var: “tarih, egemenin bakış açısından yazılır” . Bu ifadeye göre okuduğumuz tarih kitaplarının bakış açısı taraflı olabilir. Kitap her şeyin olduğu gibi anlatılmadığını hatırlattı. Kitabın ilerleyen bölümlerinde İslamoğlu modernleşme ve kapitalizm konuları üzerinde duruyor. Bu kısımda Avrupa merkezli modernleşme anlatılarına yönelik eleştiriler yapıyor. Mesela kapitalizmin yalnızca Avrupa’da doğup sonra diğer yerlere yayıldığı düşüncesinin eksik olduğunu söylüyor. Osmanlı örneği üzerinden bu anlatılanların dışında kalan toplumların sürece nasıl dahil olduğunu açıklıyor. Şöyle bir cümle geçiyor: “Osmanlı’da ticarileşme yalnızca iç dinamiklerle açıklanamaz; küresel iktisadi ağların bir parçası olarak değerlendirilmelidir” . Yani Osmanlı gibi toplumlarda tarihin dışında değil, tam içinde yer alıyor ama çoğu zaman böyle gösterilmiyor. Sonlara doğru küresel tarih yazımı dediği bir konuya geçiyor. Her toplumun kendine özgü bir tarih anlatısı olduğunu ve bu farklı anlatıların da değerli olduğunu söylüyor. Şöyle düşündürücü bir cümle geçiyor: “evrensel tarih yazımı, Batı’nın yerel tarihini evrensel ilan etmesidir” . Gerçekten de bugüne kadar evrensel diye sunulan birçok şeyin aslında Batı’nın bakış açısından yazılmış olduğunu fark ettim. Bu kışılar biraz sorgulattı ama biraz teorik kalmış diyebilirim. Genel olarak Dünya Tarihi ve Siyaset, tarih ve siyaset arasındaki bağlantıyı anlamam için faydalı bir kitap oldu. Bazı kısımları anlamakta zorlandım ama genel olarak anlaşılırdı. Tarih yazımının nasıl bir mesele olduğunu anlamam açısından önemliydi. Beni çok derinden etkilemedi ama düşünmemi sağladı. Kitapta tarihin, yalnızca geçmiş değil, bugünü kuran bir anlatı olduğunu gördüm. Bence sadece tarihi okumak için değil, toplumu anlamak içinde okunabilir. Bize sadece bilgiyi değil, eleştirel düşünceyi de kazandırıyor diyebilirim.
Dünya Tarihi ve SiyasetHuricihan İslamoğlu · İletişim Yayıncılık · 011 okunma
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.