Gönderi

Okuduğum en iğrenç kitap
1/10
·224 syf.··
2025 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2025 21:09
Berbattı. Kitabın arka kapağında size vadedilen şey, eskici dükkanına gelen müşterilerin farklı hayatlarını ve bu şekilde farklı bakış açılarını görüp öğrenmek. Lakin bırakın görüş açılarını anlamayı kitabın tek bir kelimesi bile anlaşılır değil. Olaylar ve durumlar kopuk kopuk. Kimin konuştuğunu, neden konuştuğunu hatta ne zaman konuştuğunu bile anlamıyorsunuz. Ana karakterin ne düşündüğünü bile anlamıyorsunuz çünkü ana karakter de anlamıyor, hatta o kadar vasat ki ana karakterin duygularını anlayamadığı bile anlatılamıyor. New York Times Book Review’a göre “özüne kadar damıtılmış imgeler, doğrudan kalbe giden cümleler ve tüm hayatı tek nefeste sunacak bir anlatım”’a sahip ancak kitapta hiçbir duyguyu hissedemedim. Ya da kitabın arkasındaki bir diğer yorumda “ince düşünülmüş tuhaf arızalı ve abartısız karakterler… kitabın sonunda onları önemsiyorsunuz…” deniliyor bu yüzden inatla kitabı sonuna kadar okudum lakin tüm kitap boyunca araya atılan orta yaşlı ezik bir adamın aptal c”sel fa”azilerine tiksinmem dışında hiçbir duygu hissetmedim. Elbette kendime çok kitap okumuş ya da iyi eleştiren biri diyemem ancak kitap okumayı çok sevdiğimi ve yelpazemin yeterince geniş olduğunu söyleyebilirim. Çoğunlukla klasik okusam da tüm klasiklerim farklı türlerde ve farklı edebiyatlardandır, çocuk kitabı düzeyinde ve yetişkin düzeyinde fantastik kitapları da severek okurum hatta rastgele insanların yazdığı wattpad kitaplarından bile okudum ve tüm bu kitapları iyi özelliklerine odaklanarak, severek okudum ama hiç, bir kitabı okurken bu kadar keyifsiz kalmamıştım. (spoiler) Kitabımız ana karakterimiz (kitapta geçmese de tahminimce 25-30 yaşlarında) tek başına yaşayan bir kadın olan Hitomi’nin ağzından anlatılıyor. Hitomi ana karakter olmasına karşın şu tarzda bir kişiliği var bile diyemiyorum çünkü duygularını hissetmedim. Sadece kitapta sürekli damdan düşer gibi kendi kendine hiçbir anlam ifade etmeyen yorumlar yapıyor ya da aralara sıkıştırılmış orta yaşlı ezik bir adamın aptal c”sel fa”azilerini içeren sahnelerde herhangi normal bir kadının düşünmeyeceği türden gerçekçi olmayan düşüncelerini görüyoruz. Kitabın sonunda annesiyle uzun zamandır görüşmediğini öğreniyoruz mesela, bu çok güzel işlenebilirdi fakat tabii ki de sadece kitabın sonunda iki cümleyle bilgi olsrak görüyoruz. Sözde aşık olduğu ve tahminimce aynı yaşlarda olan Takeo adlı erkek karakter ise bu yaşına kadar olgunlaşamamış, en basit iletişim becerilerinden bile yoksun bir embesil. Hakkında bildiğimiz bir iki şey var bunlar kiçükken zorbalığa uğramasından ötürü serçe parmağının ucununkaybetmesi, kedisini yakın zamanda kaybetmiş olması ve iyi çizim yapabilmesi. Mesela bu karakter de küçükken uğradığı zorbalıktan ötürü bu kadar içine kapanık olması ilr ilişkile dirilebilirdi ama yazar bize boşluk doldurma yaptırır gibi bilgileri rastgele atıp bizim birleştirmemizi istiyor galiba. Dükkanın sahibi Bay Nakano, orta yaşlı bir sapık. Üçüncü evliliğini yaşamasına rağmen hala karısını aldatıyor ve aldattığı metresini de kitapta bolca görüyoruz ki metresini de onun en yakın arkadaşıyla aldatıyor. Çok cimri ve yine konuşmalarından bir şey anlamıyoruz buna rağmen bu kadar iğrenç biri olmasıyla ilgili hiçbir şey söylenmiyor. Adam hakkında o kadar bilgi yok ki kendi kendime bir yorum bile yapamıyorum. Son olarak Bay Nakano’nun ablası Masayo belki de kitaptaki en normal karakter. Orta yaşlı hiç evlenmemiş ve sanatını icra ederek sergiler açıyor. Cana yakın ve sevecen bir kadın ama yine söylediklerinden bir şey anlamıyoruz. Kitabın yorumlarına ve alıntılarına göz atınca hep insanların küçük cümleleri seçtiğini gördüm ve daha dikkatli okumaya başladım fakat kitaptaki hiçbir düşünce veyahut cümle belli bir mesaj niteliği taşımıyordu. Her şey o kadar olağan ve basit anlatılıyor ki insanın içi bayılıyor. Mesela kitapta Hitomi ve Takeo arası sözde bir aşk var, -ki kitabın konusu bu mu değil mi ya da direkt konu ne hala anlayabilmiş değilim- Hitomi Takeo ile oldukça ilgileniyor fakat Takeo iletişim özürlüsü bir embesil olduğu için hiçbir tepki vermiyor. Bir kere c”sel i”şkiye giriyorlar -ki bu da ilişkilerinin geldiği en üst nokta- fakat bunda bile bir duygu hissetmiyoruz. Sanırım anlatılmak istenen şey “kadının arzularına cevap bulamaması ve bundan yaşadığı hüzün, buna paralel olarak erkeğin bu duygulara karşılık verememesinden yaşadığı hüzün” AMA yine hiçbir şey hissetmiyoruz. İki kelime bile etmiyorlar, herhangi bir an paylaşmıyorlar, bu kadar yoksun bir iletişimde ne aşk ne sevgi ne de c”sel ar’unun olması fazla imkansız geliyor. C”sel a’zu demişken, -ki bu da kitabın ana konusu olabilir, hala emin değilim- dediğim gibi kitap dümdüz ve durağan ilerliyor. Olayları asla takip edemiyorsunuz ve hissedemiyorsunuz. Böyle dümdüz, hiçbir şey anlatamadan ilerlerken birden damdan düşer gibi e”tik bir sahne araya giriyor. Ya Masayo Hitomi ile sohbet ederken, ya Nakano dükkanda Hitomi’ye bir şey sorarken ya da diğer karakterlerden. Mesela gördüğümüz ilk müşteri olan yaşlı adamın aslında zamanında bir öğretmen olduğunu ve öğrencisiyle kaçıp onların e”tik fotoğraflarını satarak geçindiğini öğreniyoruz. Bunu da adamın bıraktığı zarftan şak diye çıkan e”tik fotoğraflardan sonra ancak öğrenebiliyoruz. Yani kitaba daha yeni başlamışsınız anlamaya çalışıyorsunuz, garip yaşlı bir adam gelip genç bir kadına içinde er”ik fotoğraflar olan bir zarf verip gidiyor. Bunun t”ize girmesi yetmiyormuş gibi Masayo’nun anlattığı bu hikayeyle adamın bir pe”fili olduğunu ve o küçük kızın e”tik fotoğraflarıyla geçimini sağlayan ileri derecede bir s’pık olduğunu öğreniyoruz ama sanki adam gelip sandalye satmış gibi hikaye devam ediyor. Bir de fotoğraflara bakıp kalçası gözüken güzel falan diyr geyik yapıyolar. Başka bir kısımda bay Nakano Hitomi’den metresi Sakiko’nun yazdığı kitap taslağını okumasını rica ediyor. Bu kitap taslağı direkt olarak Sakiko’nun ıslak rüyalarını detaylıca anlatıyor. Bu da düpedüz bir t”iz olmasına, hatta Bay Nakano’nun bunu itiraf etmesine rağmen daha sonra Hitomi ve Sakiko arasında “nasıl yazmışım , güzel yazmışsın,” tarzında bir sohbete dönüşüyor. Kitap bunun gibi çokça alakasız e”tik içerikli sahne ve ne idüğü belirsiz düşüncelerden oluşuyor. Okadar zevk almadım ki oturup acaba ben mi kitabı anlamadım ya da çevirisi mi kötü dedim ama her şeyden önce t”izin ve p”ofilinin normalleştirildiği herhangi bir kitabın herhangi bir şekilde iyi olarak adlandırılmasını kabul etmiyorum. Bütün bunlara itafen kitap hakkındaki son görüşüm; kitabın, yazarın orta yaşlı s’pık bir adamın sapık fantazilerinin derlemesi olmasıydı lakin yazarın bir kadın olduğunu gördüm ve daha da hüsrana uğradım. Belki bazı yerleri ben anlayamamışımdır ve sinirle fazla sert yorumlamışımdır özür dilerim lakin dediğim gibi bunların normalleştirildiği bir kitabı asla iyi diye niteleyemem. Hiç keyif almadım iyi ki korsan almışım. Nakano Eskici Dükkanı Hiromi Kawakami
Nakano Eskici DükkanıHiromi Kawakami · Domingo Yayınevi · 20242,286 okunma
·
146 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
dehşetle okudum?! kitabı okuyayım da konuşalım