10/10
·216 syf.··
2025 27. kitabı
Paulo Coelho’nun kalemiyle tanışmam "Simyacı" ile olmuştu; ama "Veronika Ölmek İstiyor" bambaşka bir deneyimdi. Kitabı elime ilk aldığımda, adından da dolayı iç karartıcı bir hikâye bekliyordum. Fakat sayfalar ilerledikçe, aslında hayatın kıyısında duran bir kadının iç dünyasına, varoluş sancılarına ve toplumun ‘normal’ kabul ettiklerine karşı bir başkaldırıya tanıklık ettim. Veronika'nın intihar girişimiyle başlayan hikâye, ölümün eşiğinde yaşamı yeniden sorgulayan bir kadının dönüşümünü anlatıyor. Kitabın en sarsıcı yanı şu: Aslında hepimizin bir noktada "delilik" dediğimiz şeyin sınırlarında dolaşıyor olmamız. Coelho, toplumun dayattığı kurallarla bireysel özgürlük arasındaki çatışmayı çok yalın ama çarpıcı bir dille işliyor. Bir okur olarak beni en çok etkileyen şeylerden biri, Veronika'nın Villete adlı akıl hastanesinde geçirdiği süre boyunca yaşadığı içsel uyanıştı. Ölümün yaklaştığını bilmenin verdiği o “cesaret”, ona yaşamda neyin gerçekten önemli olduğunu fark ettirdi. Belki de çoğumuzun fark etmeden kaybettiği o yaşam kıvılcımını... Kitap boyunca şu soruyla yüzleştim: Gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece başkalarının bizden beklediği gibi mi var oluyoruz? Veronika’nın hikâyesi, bu soruya dürüstçe bakmamı sağladı. Coelho’nun dili sade ama etkili; bazı cümleler altını çize çize okuttu kendini. Felsefi derinliği olan ama ağırlaşmayan bir anlatı sunuyor. Özellikle de "delilik" kavramını toplumsal bir maske olarak ele alması beni oldukça düşündürdü. Sonuç olarak: Bu kitap bana yaşamın aslında ne kadar değerli ve kırılgan olduğunu hatırlattı. Bazen hayatı anlamak için en dipteki karanlıkla yüzleşmek gerekiyor. Veronika’nın yolculuğu, kendi iç yolculuğuma ayna tuttu diyebilirim.
Alıntı
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,6bin okunma
·
719 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.