“ Samet Ağaoğlu Nahit için” Rönesans gibi kadın” demiş.
Cahit Külebi’yse Nahit’e “ Koruyucu meleğimiz” diyormuş.
Beni en çok etkileyen, Cemal Süreya’nın tanımı oldu:
“ Cumhuriyet gibi kadın !”
Evet değerli yazarımız Osman Balcıgil bu son kitabında Cumhuriyet Gibi Bir Kadın Nahit Hanım Cumhuriyetin ilk yılları,ülkenin eğitim,sanat,edebiyat,kültür,ekonomi,
kadına bakış açısı ve kadının toplum içine sokulması gibi devrim çapında alınan kararlarla küllerinden yeniden doğan Anka Kuşu Türkiye ile birlikte güçlü Cumhuriyet kadını imajı çizen Nahit Gelenbevi’nin hayatını en yakın arkadaşı Nermin’in ağzından biyografi olarak anlatsa da kitap sadece bir kadını,büyük aşkını,evliliklerini değil o döneme ışık tutan,tarihi olayları okuyucusuna aktaran ,edebiyatımızdaki önemli şairlerin hayatlarını ve onların bakış açısından bizimde hayata bakmamızı sağlayan bir kitap.
Kitapta neler yok ki;ana tema Necip Fazıl’ın(Kısakürek) , Sabahattin Ali’nin, Orhan Veli’nin Nahit hanıma deli gibi aşklarını hatta Necip Fazıl ile Sabahattin Ali’nin Nahit hanım evlendikten sonra bile bundan vazgeçmeyişlerini anlatsa da Ankara,İstanbul,Cumhuriyet,o dönemin siyasi olayları,ikinci dünya savaşı ve ülkemiz üzerindeki etkileri, İsmet İnönü’nün ülkeyi savaşa sokmamak için gösterdiği gayretleri,tek partili dönemden çok partili döneme geçiş,siyasi çalkantılar kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesi,ekonomik bunalımlar,Tercüme bürosunun kurulması,harf devrimi,şairlerin ve edebiyatçıların özgürlüklerinin elinden alınması,kapatılan yayınlar,artan baskılar ve daha pek çok olaya değiniyor…
Özellikle Köy Enstitülerinin kimler tarafından nasıl kurulduğu,kimlerin çabaladığını çok güzel anlatmış ki bunların başında TC’nin en iyi Milli Eğitim Bakanlarından Hasan Ali Yücel ‘in çalışmaları,ülkemize kazandırdığı yüzlerce klasik kitapların çevirisi ve çalışmalarını okudukça insanı gururlandırıyor.Ama ne yazık ki büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkeyi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmak,ulus bilincini aşılayıp kula köle olmaktan çıkartmak için gösterdiği ve temelini kurduğu çabaların Demokrat Parti eli ile nasıl yıkıldığını,tekrar emperyalist ülkelerin kucağına itildiği,toprak ağalığı sistemine dönüldüğünü okumak da bir o kadar acı vericiydi.
Nahit hanım 1928 yılında,Ankara’da genç öğretmenlere ihtiyaç olduğunu duyduğunda hiç düşünmeden İstanbul’u geride bırakıp arkadaşı Nermin ile bozkırın ortasında, İstanbul’a göre çok geri,yolu,suyu,modern binaları,üniversiteleri olmayan yeni kurulmaya başlayan başkent Ankara’ya gelir.Öğretmen olarak öğrenciler yetiştirir,Cumhuriyet’in ve Ankara’nın kuruluşuna tanıklık eder,katkı sunar.Çağına göre çok kültürlü,bilgili ve her konuda okuyan,söz sahibi olan Nahit hanım Gazi’nin sofrasında yemek yiyip,29 Ekim balosunda O’nunla dans etme şerefine ulaşır.
Evinin kapıları hep sanatçılara ve edebiyatçılara açıp olmuş,edebi çalışmalara,konuşmalara öncülük etmiştir.Bu kişiler arasında Orhan Veli, Sabahattin Ali,Necip Fazıl Kısakürek,Hasan Ali Yücel,Lütfü Kırdar,Oktay Rifat,Melih Cevdet Anday ve daha niceleri olmuştur…
Nahit hanım özel yaşamı ile de kitaplara konu olan bir kadın. Sabahattin Ali “Melankoli” ve “Eskisi gibi “ şiirlerini onun için yazmış her iki şiirde hala günümüzde dinlenen şarkılar haline gelmiştir.Orhan Veli en büyük aşkı olmuş iki evlilik yaşamasına rağmen Orhan Veli genç yaşta ölene kadar bu ilişki devam etmiştir.
Orhan Veli ,onu şiirlerinin birinde şöyle anlatır:
“hiçbirine bağlanmadım
ona bağlandığım kadar.
sade kadın değil, insan.
ne kibarlık budalası,
ne malda mülkte gözü var.
hür olsak der,
eşit olsak der.
insanları sevmesini bilir
yaşamayı sevdiği kadar.”
Kitap Bir Cumhuriyet kadının hayatını anlatsa da o dönem Türkiye’sinden bize çok çarpıcı kesitler de sunuyor.O Türkiye ile şimdikini karşılaştırdığında çağının çok ötesinde bir ülke görmek mümkün.Kadının değer gördüğü, her ortamda olması,çalışması teşvik edilmekte,Cumhuriyet baloları yapılmakta,Avrupa ve Amerika’da hit olan şarkıların ve filmlerin anında ülkede dinlenmesi ve seyredilmesi,özellikle o dönemin jazz şarkılarının çok sevilmesi,Black Bottom dansının çok revaçta olması( tek başına veya çiftler halinde yapılan bir nevi çarliston) daha pek çok sanatsal olaylar,sosyal yaşam,nereden nereye dedirtiyor…..