Tuğba Saydam’ın Hiçlik ya da Her Şey adlı anlatısı, modern kadının görünmeyen savaşlarını, içsel çöküntülerini ve sıradanlığın içindeki varoluş sancılarını derinlikli ve ironik bir dille işliyor. Kitap, baştan sona bir “iç konuşma”, bir “zihinsel monolog” gibi ilerliyor; ama bu iç ses sıradan değil — hem edebi hem politik hem de duygusal katmanlarla yüklü.
Saydam, karakterinin çorapsız ayağından içsel yıkımına kadar tüm detayları kullanarak okuru yalnızlıkla, utançla, geç kalmışlıkla yüzleştiriyor. Anlatıcı, kendini sürekli eksikleyen ama aynı zamanda yüksek farkındalığa sahip bir kadın. Bu kadın bazen bir kahve kupasında boğuluyor, bazen metroda nefessiz kalıyor, bazen bir “Âdem”in ardından hâlâ gülümsemeye çalışıyor.
Kitabın en çarpıcı tarafı, erkek figürlerinin alegorik biçimde sahneye çıkması. Âdem 1, 2 ve 3… Her biri bir “erkeklik hali”ni temsil ederken, aslında anlatıcının kayıplarını, kendinden vazgeçişlerini, hayal kırıklıklarını da üstleniyor. Bu karakterler, adeta absürd bir oyun sahnesinde dans eden kuklalar gibi: biri basın açıklaması yapıyor, biri “iki ileri bir geri” aşkta, biri sadece dengesizliğiyle var oluyor. Saydam burada yalnızca erkekleri değil, kadının o erkeklere yüklediği anlamları da incelikle sorguluyor.
Dil, zaman zaman şiirsel, zaman zaman çıplak ve sert. Yer yer bilinç akışına yaklaşan cümleler, karakterin zihinsel dağınıklığını başarıyla yansıtıyor. Ancak bu dağınıklık okuru yormuyor; aksine metnin atmosferini kuran temel yapı taşına dönüşüyor.
Hiçlik ya da Her Şey, basit olay örgüsünden çok, duygusal katmanlara odaklanan, biçimsel olarak cesur, içerik olarak sarsıcı bir anlatı. Günümüz kadınlarının hem iç sesi hem de sessizliğidir bu kitap. Ne bir manifesto, ne de bir ağıt; daha çok kendini tam da “hiçliğin ortasında” bulanların aynası.
Sonuç olarak, Saydam’ın bu eseri; çağdaş Türk edebiyatında kadın anlatısına dair özgün bir ses olarak değerlendirilmeli. Sıradan olanı edebi bir alana taşıyabilen bir yazarlık becerisiyle kaleme alınmış bu metin, toplumsal cinsiyetin, kırılganlığın ve mizahın aynı potada eritildiği güçlü bir edebi deneyim sunuyor.