Gönderi

9/10
·768 syf.··
2025 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 10:01
Beyaz Leke Goodreads: 4,4/5 1000kitap: 8,9/10 4,5/5 “Bir dünyayı güzelleştirmek ilk önce kendi dünyamızı güzelleştirmekten geçer.” “Bu hayatta insan üç duygu için yaşar güzeller güzeli kızım. Onuru, gururu ve inancı için. Onur kaldırdığın omuzlarındır, gurur daima dik tuttuğun vücudundur, inanç ise kendinden vazgeçmemektir. Sadece benim için değil, kimse için bu üç duygudan vazgeçme. Onurunu, gururunu ve inancını elinden almalarına izin verme.” ‘Kötülüğün sınırları yoktur ve iyi insanlar o sınırları bazen aşamaz Eftalya,’ demişti bir keresinde babam. ‘Bir gün anlayacaksın. Çok büyük bir kötülükle karşılaştığında.’ Uzun zamandır çok yoğun olduğum için okuma listem birikmişti ve listeme kaldığım yerden elimden geldiğince devam etmeye çalışacağım. Çok sevdiğim bir arkadaşımın hediyesiydi bana bu yazarın iki kitabı. Fakat bir önceki cümlemde bahsettiğim gibi yoğunluğumdan ötürü geç başlamak durumunda kaldığım kitaplardan birisi oldu. Distopya türünde Türk yazarlardan hiç kitap okumamıştım. Çünkü distopya türünde, çok başarılı eserler verildiğini düşünmüyorum ülkemizde özellikle çağdaş edebiyatta. Bana kitabı hediye alan arkadaşım da aynı benim gibi, kendisinin de, ilk kez Türk bir yazardan distopya okuyacağını söyledi ve ikimizde merak içindeydik. Okurken kendimi kanlı-canlı distopyanın içinde yaşadığımı hissettim; çünkü kurguda geçen distopya aslında bize çok da uzak değil. Kitapta Eftalya Atalar, babası Adnan Atalar’ın özgürlüğe kavuşması için avukat olmuştur. Babası ise milletvekilidir ve George Orwell’in yasaklanan kitabı 1984’ü okuduğu için mahkûm edilmiştir. Kurguda yer alan Krallık, BL Örgütü ile mücadele etmektedir. BL Örgütü’nin lideri ise Tugay Demir Çeviker(TDÇ)’dir. Eftalya babasını cezaevinde ziyarete gittiğinde birisinin sürekli kendisini izlediğini fark eder ama kim olduğunu bilmez. Aynı zamanda belirli aralıklarla da tanımadığı birisinden mektup alır. Bir gün aldığı mektupla birlikte bir seçim yapmak zorunda kalır. Yaptığı seçim onu TDÇ, GPÇ(Giray Pusat Çeviker), Marco, Javier ve diğerleri ile tanıştıracaktır. Asıl mahkumiyetin ne olduğunu okurken size sorgulatan bir eser: İnandığınız doğruları savunabiliyor musunuz, yoksa sessiz mi kalıyorsunuz? Okurken uzun uzun düşüncelere dalıyorsunuz. Bazen de kahkahalar atıyorsunuz. Marco, mandalinam benim, mizah konusunda süper. Birkaç kilo mandalina ile birçok konuda uzlaşma sağlayabiliriz kendisiyle. Javier’inde Marco’dan pek bir geri kalır yanı yok. İşin tuhaf yanı ikisi de Krallık’a bağlı Ölüm Timi’nde çalışıyor. Kitaptaki bazı karakterlerin bazı kavramları temsil ettiğini düşünüyorum. TDÇ; gerçek sevginin, GPÇ; sadakatin, Sinan; ihanetin, Marco ve Javier; dostluğun vücut bulmuş haliydi adeta. Kitapta en çok keyif alarak okuduğum “Sevgili Avukat’ım” ile başlayan cümleler, gelen çiçeklerin anlamı ve Eftalya’nın babasının inandığı doğrular için başını dik tutması oldu. Keyif alarak okudum ama yarım puan kırdım. Sebebi, bazı yerlerde yazarın tekrara düştüğünü hissettim. Yazarın tekrara düştüğü yerler kurguda olmasa da olabilirdi, diye düşündüm. Bu nedenle de puan kırdım. Ama puan kırıp kırmamakta bile çok kararsız kaldım. Yani aslında tam puan da vermeyi düşündüm ama distopya türündeki eserlere haksızlık olmaması için kırdım. Türk bir yazardan başarılı bir distopya okumak, göğsümü kabarttı. Yalın dili ile severek okuyabileceğiniz bir eser. Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Beyaz Leke: MahkûmiyetAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma
·
136 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.