·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Mayıs 2025 23:07 Nikomakhos’a Etik, felsefi bir metin olmanın ötesinde, insanın kendiyle yaptığı uzun bir yürüyüşe dönüşüyor okudukça.
Çeviri olarak Saffet Babür tavsiye ederim, Say yayınlarını çevirisi biraz çiğ ve de anlaşılır kılmaya çalışılırken anlam da ifade kaybı olmuş.
Aristoteles’in mutluluk (eudaimonia) anlayışı günümüzün altı kazılmış, pazarlama metası olmuş “mutluluk” anlayışı değil elbette. O kadar basitleşti ki bu kavram işte Aristoteles geçmişten günümüze sözleriyle mutluluk nedir, ne değildir onu anlatıyor. O, mutluluğu gelip geçici bir his olarak değil, insanın kendi doğasına uygun yaşaması, yani erdemli bir yaşam sürmesi olarak tanımlıyor. Bu haliyle mutluluk, bir hedef değil; alışkanlık haline gelmiş bir iyi yaşam biçimi. Yani erdemli olmak, ara sıra iyi davranmak değil; iyi olmayı içselleştirmek. Yani bir nevi kendini inşa etmek, kendinin üst versiyonuna erişerek ilerlemek misali.
En çok “orta yol” fikri etkiledi beni. Erdem, iki aşırılığın ortasında bir yerde duruyor. Cesaret, korkusuzluk değil; korkuya rağmen harekete geçmek. Ölçülülük, hazdan uzak durmak değil; hazzın kölesi olmamak. Erdem, her adımda yeniden kurulması gereken bir denge gibi.
“Büyük ruh” (megalopsychia) kavramı ise içimde soru işaretleri bıraktı. Aristoteles, burada değerli insanı tanımlarken sanki belirli bir asaleti, özgüveni, hatta toplumsal statüyü ölçü alıyor gibi. Oysa bana kalırsa her insanın içinde bir değer ve potansiyel vardır; bu potansiyel sadece “seçkin” ya da “yüce” olarak tanımlananlarda aranamaz. Eşitlikçi bir etik anlayışla bakıldığında, bu kavram biraz dar ve dışlayıcı kalıyor. Ki kimsede kusursuz değildir büyük bir filozof dahi olsa.
Aristoteles’in dostluğu yalnızca bir duygu değil, bir erdem alışverişi olarak görmesi çok etkileyici. Özellikle “erdemli dostluk” fikri... Gerçek dostluk, birlikte sadece mutlu olmak değil; birlikte iyi olmaktır. Bu da etik yaşamın toplumsal boyutuna güzel bir ışık tutuyor.
Bir birey tek başına erdemli dahi olsa mutlu olamaz neden mi Aristoteles'in dediği gibi "insan sosyal bir varlıktır", bağ kurması gerekli. Ve de toplumun huzuru yerindeyse ve adaletli bir yönetim şekli ile yönetiliyorsa, bireyler büyük ölçüde mutlu, erdemli bir hayat sürüyorsa bu gerçekleşir. Tek başına mutluluk ve erdemlilik yeterli değildir.
Sonuç olarak, Aristoteles’in yolu kolay değil. Eylemlerimizin, alışkanlıklarımızın ve seçimlerimizin izini sürerek iyi bir hayat kurmak çaba gerektiriyor. Ama belki de tam da bu yüzden anlamlı. Nikomakhos’a Etik, bizi kusursuz yapmaz; ama daha dikkatli, daha bilinçli, daha erdemli olmaya davet eder. Ve bu daveti kabul etmek, iyi yaşamın ilk adımı olabilir.