·312 syf.····Okunma: 27 Mayıs 2025 00:42 Moda dünyasının renkli ve cesur ismi Barbaros Şansal, bu kez bizi podyumlardan çıkarıp aynaların ardındaki kırılgan gerçekliğe götürüyor. Prova Odası, ilk bakışta bir içsel hesaplaşma romanı gibi dursa da, satır aralarında derin bir kimlik ve aidiyet sorgulaması barındırıyor.
Kitap, hayatlarını "hiç" uğruna boşa geçirdiğini düşünen iki adamın prova aynasında geçen dramatik karşılaşmasını merkezine alıyor. Aynalar yalan söylemez derler ya, bu aynalar gerçeği tersten göstererek okura hakikatin çarpıtılmış bir yansımasını sunuyor. Şansal, karakterlerinin geçmişini yeniden yazmaya çalıştığı bu odada, aslında okuru da kendi geçmişiyle ve kabulleriyle yüzleştiriyor.
Roman, Şansal’ın mesleki geçmişinden izler taşıyor; terzilik, yalnızca estetik bir detay olarak değil, aynı zamanda metaforik bir anlatım aracı olarak da kullanılmış. Provalar, dikilen kostümler, sökülen dikişler… Hepsi bir benlik inşasının parçası. Kitap boyunca bu detaylar, karakterlerin iç dünyalarındaki onarılmamış yaraları adeta ilmek ilmek dikiyor.
Şansal’ın dili kimi zaman teatral, kimi zaman ise keskin. Yüksek dozda betimleme sevenler için ziyafet niteliğinde, ancak sade anlatımı tercih edenler için zaman zaman yorucu olabilir. Yine de bu yoğunluk, karakterlerin içsel fırtınalarını yansıtmak açısından oldukça işlevsel. Özellikle finaldeki ters köşe ve aynadaki yüzleşme sahnesi, romanın kalıcılığını pekiştiriyor.
Prova Odası sadece iki adamın hikâyesi değil; bastırılmış arzuların, gizlenen benliklerin, kalıplara sığmayan hayatların hikâyesi. Şansal, "kendin olmanın bedeli nedir?" sorusunu ustalıkla soruyor. Kitap, LGBTQ+ bireylerin yaşadığı kimlik mücadelesine doğrudan olmasa da güçlü bir göndermede bulunuyor.
Barbaros Şansal’ın "Prova Odası", cesur ve özgün bir sesin kaleminden çıkan, yer yer teatral ama samimi bir anlatı. Toplumun aynasında kendine bir yer arayan herkesin okuması gereken bir roman. Eğer kendinle yüzleşmeye hazırsan, bu prova odasında seni de bekleyen bir ayna olabilir.