Thomas More’un Utopia adlı eseri, sadece bir hayal ürünü değil; aynı zamanda dönemin adaletsizliklerine karşı bir itiraz. Özel mülkiyetin olmadığı, herkesin eşit yaşadığı, savaşın neredeyse yok sayıldığı bir toplum düzeni anlatılıyor. Herkesin sadece altı saat çalıştığı, geri kalan zamanını sanat, eğitim ve dinlenmeyle geçirdiği bu dünya fazla ideal gibi görünebilir ama işte asıl soru da bu: Gerçekten böyle bir düzen mümkün mü?
More, dindar, dürüst ve hukukçu bir kişilik. Bu da eserin içeriğine yansıyor. Utopia sadece ekonomik değil, ahlaki bir düzen öneriyor. İnsanların hem maddi hem manevi anlamda eşit olduğu bir yaşam hayal ediyor.
Kitap yer yer ağır ilerlese de, özellikle siyaset ve toplum üzerine düşünenler için oldukça ilham verici. Sosyalizmin erken temellerinden biri olarak da görülebilecek bu eser, “farklı bir dünya mümkün” diyenlerin mutlaka göz atması gereken bir klasik.