Kitap hakkında söylenebilecek çok şey var. Öncelikle bu kitabı kitap kulübü ile okuduğumuzu söylemek istiyorum. Kitabı okurken zihnime oturan ilk düşünce şuydu: Bir kitap kulübüyle kişisel gelişim kitabı okumamalısınız. Çünkü kişisel fikrim şu ki,(kişisel gelişim kitabı okumanın gerekliliği ve yararı ayrıca sorgulanır) bu tür kitaplar kişi bunları okumaya ihtiyaç hissettiğinde ve hazır olduğunda okunmalıdır. Aksi takdirde "şu şöyle önemlidir, böyle uygulanabilir"li kitapların kazancı kişi bunlara açık değilse olmuyor. Birey kendini 'tevazu' konusunda eksik görürse, nasıl geliştirilebileceğini merak ederse, kendisinde veya çevresinde bu konu hakkında farkındalık ve değişim oluşturmak isterse araştırır, bakar ki "Tevazu" isminde bir kitap varmış; alır, okur, faydalanır. Ancak sırf kitap kulübüyle ay sonu tartışılacak diye kitabı okumanın pek bir faydası olmaz. Bu durum biraz kitabın içeriğine ve konuyu işleyişine de bağlı. Şimdi buna bir bakalım:
Kitap başından sonuna kadar sıkıcı. Yazar çok kez tekrara kaçtığı için kitap gereksiz uzun olmuş. Tekrarları ortadan kaldırsak sayfa sayısı yarıya düşebilir. Verilen örneklerin konuyla bağlantısını kurmak zor, yazar tevazuyu örneklerken kendi tevazu gösterdiği bir olayı aktarıyor, "İşte ben böyle tevazu sahibi bir insanım, siz de benim gibi olun." dercesine yaptığı için bunu, insanın olacaksa da olası gelmiyor. Yazar akademisyen olduğu için yaşadığı hayat tarzı ve içinde bulunduğu kesim azınlık bir kesim. Bu azınlıktaki yaşam tarzının kitabında verdiği örneklere yansıması hoş değil bence. İnsanlara bir erdemi aşılamak istiyorsanız, gerçekten amacınız farkındalık oluşturmak ve faydalı olmaksa (kitabın pek çok yerinde vurgulanan da bu amaç aslında) daha geniş kesimlere hitap edebilmelisiniz. "Triatlona katılmıştım ve karım bana yüzmemi geliştirmem için eyaletin en iyi yüzme hocasından ders ayarlamış ancak hoca tevazu sahibi biri değildi, ben de tevazulu biri olduğum için gidip ortaokul çocuklarına ders veren bir yüzme hocasından ders aldım" gibi bir örnek yazarın ve kitabın kendi içinde çelişmesidir.
Bir diğer konu şu ki: Kitapta bir erdemden bahsediliyor. Ahlak, erdem, psikoloji alanlarında yazılan bir kitabın içinde duygu yoksa mesajı okura iletmek konusunda mekanikleşiyor, makineleşiyor bence. Yazar bir araştırmacı, zaman zaman bilimsel veri ve çalışmalara da yer vermiş kitabında, bu durumda belki de amacı bu şekilde yazmaktı diyebiliriz. Evet amaç ve aktarış biçimi itibariyle tutarlılık arz ediyor olabilir ancak hata en başta, bireylere bir erdemi duyguları aracı etmeden kazandırmaya çalışmak ne kadar verimli olur?
Ayrıca kitapta verilen çalışma verileri de şuna benzer şeyler: İnsanlar tevazulu insanları sever, onlarla daha iyi anlaşır, daha iyi çalışır, tevazulu insanları tercih eder... Gerçekten inanması güç, bunları duyunca çok şaşırdım (!) Bunlar zaten tahmin edilebilir şeyler tabiki, okura sürpriz olduğunu veya farklı bir bakış açısı kazandırdığını sanmıyorum. Ancak tercih edilenin tevazu sahibi insanlar olmasının psikolojik veya sosyolojik temeli anlatılsaydı eğer, okura yepyeni bir alanın kapısı aralanmış olurdu.
Gelelim bir diğer meseleye: Kitapta çeviri ve yayınevi kaynaklı çok fazla hata vardı. Anlatım bozuklukları, uzun ve anlaşılması zor cümleler, kelime hataları, yazım yanlışları... Bunlar kitap okuma işini zevksizleştiren şeyler. Kitabın tümü böyle değildi elbette, genelinde sade ve anlaşılır cümleler hakimdi. Ancak arada sırada da olsa hataların olması çürük çıkan çekirdek gibi okuma sürecini bir süre tatsızlaştırıyordu.
Kitabın bana fayda sağladığı tek bölümü geribildirimlerle ilgili olan kısmıydı. Onun da yine hayatıma aman aman bir yön verdiğini söyleyemem, sadece ufak fikir ışıkları yakabilecek tavsiyeler aldım. 'Tevazulu olmamanın aslında bir benlik savunuculuğu olduğu'nun anlatıldığı bölümde de yeni şeyler öğrendim.
Kısacası 'tevazu' kadar mühim ve derin bir konu nasıl bu kadar laf kalabalığı içinde harcanır, basitleşir, "ben bilimsel araştırmacıyım" fikrini ön plana çıkarmak uğruna mekanikleştirilir bu kitapta görmüş oldum. Genel olarak kişisel gelişim kitaplarının kişileri geliştirmediği sadece zaman kaybı olduğu önyargısına sahiptim zaten, bu kitap önyargılarımı yıksa ne güzel olurdu. Hem de (kitapta da bahsedildiği gibi) sadece kendini düşünme kültürünü sürekli olarak pompalayan günümüz dünyasına bir ışık olurdu.
Kitap toplantımızda 'tevazu' konusu hakkında çok derin muhabbetler yapılabilir ancak okurların hayat tecrübeleri, bu kitapta verilen yüzeysel 'tevazu iyidir' bilgilerinden daha dolu dolu olacaktır eminim.