Merhabalar Efendim.
Sizlere çok severek okuduğum bir öykü kitabı ile geldim.
Kitapta, anlattığı öykülerle herkes tarafından bilinen bir halk ozanını görüyoruz baş sayfalarda. Ama bu ozan anlattığı öyküler yüzünden lanetleniyor ve dili bağlanıyor. Bu lanetin bozulması için de daha önce kimsenin duyup bilmediği bir öykünün ozan'a anlatılması ve ozan'ın da bunu kağıda geçirmesi gerekiyor. Çok kişi gelip ozan'a öykü anlatıyor ama bunlardan hiçbiri işe yaramıyor.
Taki bir gün güzeller güzeli nehir kralicesi gelene kadar. Bu nehir kraliçesi ozan'a yardım etmek için ona kimsenin bilmediği birbirinden farklı 15 öykü anlatıyor.
Ve biz de bu kitapta kraliçenin ozan'a anlattığı öyküleri okuyoruz.
Kitap tam bir başucu kitabıydı bana göre. Elime ulaştığı günden beri ara ara açıp okudum hikayeleri. Yazarın kalemi ile tanışma kitabım aslında. Büyülü ve sizi içine çeken samimi bir dili vardı. Hikayeler başlı başına çok güzeldi. Böyle Büyülü evrenleri çok severim. Ve bu kitapta da birbirinden farklı bir sürü evrende geçen hikayeleri okuyoruz. Bu benim çok beğendiğim bir tür oldu.
Ben kitabı ve hikayeleri çok beğendim. Size okuma olarak tavsiyem bir oturuşta kitabı bitirmek değil de, her gün rastgele veya sırası ile, sindire sindire, hissede hissede hikayeleri okumanız. Böylece bir hikaye bir gününüze yayılıyor ve asıl keyfi de bence böyle çıkıyor.
Dediğim gibi tüm Hikayeler çok güzeldi. Ama aralarından en beğendiğim, en çok yüreğime dokunan 'Cadısız Köyün Cadısı' öyküsü oldu.
Konusu ile ilginizi çektiyse mutlaka bir şans verin derim.