·472 syf.····Okunma: 28 Mayıs 2025 21:37 Ben klasik ve kült olmuş yerli ve yabancı eserleri okuyup bitirmeye kafayı takmış ve çağdaş yazarları öteleyip dururken Ayfer Tunç gibi bir yazarı ve daha nicelerini kaçırdığımı fark ettim.
Hikaye; çok çarpıcı ve orijinal.
Sürükleyicilik desen; o kadar akıcı ki hemen bitirmek isteyeceksiniz hatta bu bir üçleme kitap olduğu için “acaba devamında ne oldu” diye bir an önce diğer kitaplara (Kapak Kızı & Osman) geçmek isteyeceksiniz.
Yazarın dili kendine has. Gündelik konuşma dilini biraz mübalağalı uzun cümlelerle ve olduğu gibi kullanmakta oldukça mahir. Kaleminde kendine has söylemler var söz gelimi aynı kelimeyi üç kere tekrar ediyor mübalağa etmek ya da aşırılığı vurgulamak için (örneğin; çok çok çok iyi ) Ya da parantezi sık kullanıyor; bazen açıklama yapmak bazen ise duygularını ifade etmek için.
Yazarın kalemi demişken eğer kitapta kullanılan dil kitabın ana karakterine göre yani sanki o yazmış gibi düşünülmüş ve yazılmışsa bence 10 yıldız bile az, benden 11. yıldızı da hak eder. Çünkü kendini geri planda tutup karakterin günlük konuşma dilini sürdürmek bence risk almaktır ve ustalıktır.
Gelelim karaktere: Kitapta adı açıkça belirtilmese de bir yerinde “Şebnem” ismi geçiyordu, sanırım karakterin adı bu. Kitapta bol bol “Osman” ve “Teoman” (hatta orospu çocuğu Teoman şeklinde) bu isimleri okuyacaksınız. Diğer karakterlerin isimleri kitabın ikinci yarısında geçiyor diyebilirim.
Bir porno dergisine kapak kızı olmuş, çırılçıplak poz vermiş bir kız…Kaderine kafa tutan, canını acıtanlardan intikam almak isterken en çok kendi canını acıtan, kendisine daha küçüklükten beri “orospu” damgası vurulan, anne babasının dağılan evliliğinden sonra hayata tutunmaya çalışan ve aslında ölmek isterken yaşama istediğini tamamen kaybetmediğini fark eden, ne kadar ahlaksız bir kız muamelesi görse de yaptıklarının vicdan azabını duyan ve ahlak-vicdan dengesi içinde kendisini arayan bir küçük kız çocuğundan yetişkin bir kadın olma yolundaki yolculuğunu anlatıyor bu kitap.
Çok trajik bir iş kazası sonucu bir kolunu kaybeden bir baba ve onları terk eden bir anne… Ama babasına sanki bir bebekmiş gibi bakan fedakar, sabırlı, vicdanlı bir evlat.
Kitap şunu sorgulatıyor: Hani çok kolay ya bir kadına “orospu” demek “fahişe” demek. Hiç onların hikayelerini dinlediniz mi? Nasıl bir hayat onları bu yola sürükledi? Ahlak nedir? Bir insan ahlaksızca bir şey yapmışsa bu sadece “ahlaksız biri” olduğu için midir? Ergen bir genç kız neden gidip de bir porno dergisine çırılçıplak poz verir? Bunu yaparak belki birilerini belki kaderini cezalandırıyordur kim bilir?
Her ne kadar bir ahlaki değerleri yokmuş gibi gözüken bir kadının hikayesi olsa da bu hikaye yine de kendinizden bir şeyler bulacaksız. Ben buldum…öyle duygular yaşamış ki farklı kader senaryolarında “evet, bu hissi çok biliyorum” dedim. Kah duygulandım hatta okumakta zorlandım kah az da olsa gülümsedim okurken… Umarım siz de beğenirsiniz…