Gönderi

Puan vermedi·160 syf.··
2025 22. kitabı
Dilenci/Necip Mahfuz Necip Mahfuz’un Dilenci romanı, zengin ve başarılı bir avukat olan Ömer Hamzavi’nin hayatın anlamını sorgulamasıyla yaşadığı içsel boşluğu ve varoluşsal bunalımı konu alır. Maddi başarılarının ruhsal tatminliği sağlayamadığını anlayan şair ruhlu Ömer manevi bir arayışa girer ancak orada da huzuru bulamaz ve yalnızlığa sürüklenir gider... "Ne olurdu en önemli problemlerimizi yemek sonrası bir hap ya da uykudan önce bir kaşı şurupla halledebilseydik." /Syf.8 Yaşlanmak, düzgün bir yaşam standardını benimsendiğinde hissedilmeyen bir hastalıktır. Altmışın üzerinde gençler bulunuyor. Mühim olan hayatı idrak edebilme çabasıdır. /Syf.10 Zamana mana katan bizim yaşama sevincimiz. /Syf.11 Can sıkıntısı, en hassas vicdanı dahi umursamaz hale getirir. /Syf.16 Acımazsızca üstünü örtmeye çalıştığım bir içgüdüyle mücadele içindeydim. /Syf.19 Sanatın mana ve önemi çok geride kaldı, bilim sanatın huzurunu bozdu, özelliğinin yitirilmesine neden oldu. /Syf.20 İnsanın sadece yemek yemek için yaratılmadığı düşünülürse, midenin daha az çalışmasıyla birlikte, ruh uçma özgürlüğü elde eder. /Syf.23 Şairler güneşin batmasını sevmeli. /Syf.33 Sükunet üzüyor seni... Ne söylemişti Mustafa, "Kararlılık ve sabır..." Osman ise; "Yazacaksan devrim için yaz, okurun çok olsun" demişti. /Syf.38 Hukuk, sanattan da önce öldü. Esasen, sanatın ne demek olduğu biz farkına varamadan değişti. Sanatın zamanı son buldu, yaşadığımız devrin sanatı, zaman geçirmekten başka bir şey değil, bilim çağında, olası yegane sanat da bu. Bilim sirkin haricinde her yeri ele geçirdi. /Syf.39 Hassas bir adamsın, fakat duygularını saklamayı iyi beceriyorsun. /Syf.45 Kalbim her vurduğunda daha da yükseliyor alevim. /Syf.63 Delilikte bir güzellik vardır. /Syf.75 Hayatın çiçekleri kurumuş, hepsi de yerlerde... /Syf.83 Televizyon acayip hayallerin oluşmasını engelliyordu. /Syf.95 Geçmişte yaşananlardan dolayı kederlenmemelisin... Bitiminde acı varsa aşk kıymetli bir şeydir. /Syf.107 Osman; "Beni içeri tıkan kanunlardı," dedi alaycı bir ses tonuyla. "Adalet değildi." /Syf.124 Roma'yı yakan Neron değildi. Ümitsiz tutkuları idi. O tutkular öyle ki; yeryüzünü sarsabilir, yanardağları püskürttürebilir. /Syf.140 Kalbinin arzularına ulaştığında, zamanın ve uzayın tüm sınırlarını aşacaksın. /Syf.147 Sadece anlayabilmek uğruna her gün binlerce kez ölüyorum. Fakat hâlâ anlayabilmiş değilim. /Syf.155 Tavsiye eder miyim? Güzel kitap, okunur.
DilenciNecib Mahfuz · Kent Yayıncılık · 2012500 okunma
·
87 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.