Ah ben üzülmeye nereden başlasam? Kitabın bittiğine mi bitmesiyle birlikte serinin sonlanmasına mı yoksa öyle hüzünlü bir sonla bitmesine mi? Neyse her güzel bir şeyin sonu olduğu gibi bu güzide serinin de sonuna geldik. Canım Con o adımı atıp hiç başlamasaydı bu güzellikten mahrum kalacaktık. İyi ki de kalemini konuşturmuş. Bu cümleleri daha çok son bölümlerin ve son sözün etkisiyle yazacağım sanırım. Ayrıca son eser olduğu için mi yoksa gerçekten ilk kitaptan beri daha da güzelleştirerek buralara geldiğinden mi bilmiyorum ama bu kitabın hissiyatı ve yeri çok başka. Yazarımızın bu olmuş ama neden ve nasıl olmuş sorularını kendisine sormakla kalmayıp düstur edinip bir eser kaleme alarak bizleri de aydınlatmasına minnettarız. Her detayıyla ilmek ilmek işlenmiş nadir rastlanan olayları satırların arasına iliştirerek bizi özel hissettirmiştir. Kitabın içeriğine gelecek olursak genel olarak Sakarya Savaşı'nı, Büyük Taarruz'u ve Lozan Anl. ele almış gibi görünse de serinin en hacimli eseridir. Diğer eserlerinde de olduğu gibi oldubittiye getirilmeden olaylar ve durumlar her açıdan ele alınmıştır. Meclis tartışmaları, muhalifler, yandaşlar, dış devletlerle ilişkiler, basına yansıyan haberler, kahraman askerlerimiz ve vatandaşlarımız, Yunan zulmü, halkın mücadeleye olan yaklaşımı, M. Kemal ve anıları, özellikle flashbacklerin satır aralarında sırıtmadan yoğrulması, yol arkadaşları ile aralarındaki sohbetler, ailesi ve daha niceleri.... En etkileyici ve duygu yüklü kısmı ise Zübeyde Hanım ile olan ilişkisi. Sarışın Bozkurt'umuzun kapanmaz yarasını yazarımız öyle bir ele almış ki okurken sayfaların gözyaşlarım ile ıslanmasına engel olamadım. Bu kumarı kim kazandı kim kaybetti bilmiyorum ama umarım gittikleri yerde mutlulardır.
Çokça teşekkürler Con SinovYarının Adamı 5 - Halaskâr Gazi