Baştan itibaren sizi etkisi altına alacak ama aynı zamanda sinirlerinizi de bozacak bir kitapla geldim. Konu kadınlar. Kadınların toplumdaki yeri. Cinsiyetçi zihniyetlerin kadınlara vermek istedikleri roller ve bu rolü üstlenen ABD’de yaşayan Filistin asıllı bir kadın; Yara. Bu kitap, Yara’nın kendisini keşfetme yolculuğu. Onun anne babası gibi olmamak için verdiği mücadeleyi, özgürlük hayalleriyle attığı adımları ama ne yaparsa yapsın kendisinden önceki kadınlar için çizilmiş yoldan devam ettiğini okurken kahrolmamak elde değildi. Bazen kitabın içine girip bazı karakterlere kendi cevabımı vermek istedim Yara’nın annesi batıl inançlara takıntılı bir anne, önceleri ona sinirlensemde hayatın onu o hale getirdiğini ve sonunu öğrenmek beni çok üzdü. Babası için konuşmak bile istemiyorum Onu hiç tanımadığı biriyle evlendirdi. Kayınvalidesine göre ise Yara, oğluna çocuklarına baksın başka hiçbir şey yapmasın, kıymetli oğluna güzel gözüksün, kırk bin çeşit yemek yapsın, evde tek toz tanesi olmasın, işi bıraksın… Bir de kocası var; Fadi. Baktığınızda fiziksel bir kötülüğü yoktu, arada bir güzel konuşmaları oldu ama cinsiyetçi zihniyet ile yetiştirilmiş olması onun da Yara’dan beklentilerini değiştirmedi. Şanslı olduğunu sürekli vurgulaması beni sinirlendirdi. Ona göre, maddi açıdan evi muhtaç bırakmayınca mutlu olmak zorunda kadınlar
.
Yara; işi, evliliği, çocukları ve genel olarak hayatı ile ilgili zorluklar yaşıyor. Her şeye sahip gibi görünüyor ama yine de mutlu değil. Aslında kimseyi dinlemeyerek okuyup kendisini geliştirdi ve Sanat öğretmenliği yapmaya başladı fakat okulda maruz kaldığı bir durum sonrası birine ırkçı dediği için mesleğinden uzaklaştırılıp terapi alması zorunlu kılındı. Geçmişiyle de yüzleştikçe yaşadığı hayatını, kocası ile ilişkisini sorgulamaya başlar ve sığamadığı kalıbından çıkmak için yollar arar.
.
Kısacası kitap hakkında konuşulacak o kadar şey var ki hangi birini anlatayım bilemiyorum. Başlı başına kadınları belli bir kalıba sokmaya çalışan zihniyetleri gözler önüne seren bir kitaptı. Bütün ihtiyaçları karşılanınca mutlu olması beklenen, çalışması gereksiz, ev işi ve çocuk bakımı yegane görevi olan, tabularla zincirlenmiş, özgür olmak isteyen bir kadının penceresinden yaşadıklarını, ikilemlerini, mücadelesini, psikolojik sıkıntılarını, geçmiş travmalarını ve uyanışını okuyoruz.