Puan vermedi·210 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Haziran 2025 11:43 "Bazı kayalar serttir."
Bir an önce inceleme yazabilmek için çabucak okudum. Zaten puntosu gayet büyük ve ağır bir üslup da olmadığı için kolay okundu. Öncelikle kitap Ali Ekber hocamın olduğu için tabii ki herkese öneriyorum.
İçindeki denemeleri genel anlamda sevdim ama tabii ki favorim sayfa 268'de başlayan Dilek ve Duygular denemesiydi. 27 Aralık günü Ali Ekber hoca sınıf öğretmenimiz olduğu için rehberlik dersimize gelmiş ve bizden boş bir kağıda 2024 yılı ile ilgili düşüncelerimizi 2025 yılı ile ilgili ise beklentilerimizi yazmamızı istemişti. Dilek ve Duygular kısmında da benim ve sınıf arkadaşlarımın yazdığı yazılar var. Kitabı ilk aldığım an okudum orayı ve hangi kısmı kim yazmış, benim kısmım nerede heyecanıyla bakmıştım. Bu denemede bizim düşüncelerimizin sonuna Ali ekber hoca şöyle bir not eklemiş: "Aynı grupla aynı değerlendirmeleri yaklaşık 10 yıl kadar sonra yapabilsek acaba duyguları nasıl olacak. Yine bu kadar sığ pencereden mi bakacaklar. Sanmıyorum." üstünden bırakın 10 yılı 1 yıl bile geçmedi ama kendi adıma hem dileklerim hem de duygularım değişti. 2025'ten beklentilerimi okuyorum da içinde gerçekleşenler de var, gerçekleşmeyenler de. Bazıları için iyi ki gerçekleşmemiş diyorum. Bazısı ise gerçekleşmeyi bekliyor belki de. Ama şunu daha iyi anladım ki kaderin bizim planlarımızın üstünde planları var ve yaşamın heyecanı da burada.
Okurken en duygulandığım an yine aynı denemede sayfa 289'a 10 Ocak 2025 tarihinde eklenen not kısmıydı.
"10 Ocak 2025. Yeni yılın ilk günleri. Öğrencileri izliyorum. Yorulan, yoran ve bezdiren sınavlar sonlanmıştı. 6. ders. 9B. Sınıfa girdiğimde bir gürültü ve alkış tufanı koptu. Masa üzerindeki 3 adet pastanın varlığı. Tabii temel nedenini tahmin edebilmek olası. Ancak bir yanılsama da olabilir. İlk ağızdan söylenen bir şey yok henüz. Dedikodular. Söylentiler. Efsane gibi çabuk yayılır bunların her biri. Hele bir duyulmaya görsün. O kadar hızlı yayılır ki gazlar bile bu kadar hızlı yayılışa şaşırıp kalırlar.
Öğrencilerin büyük çoğunluğu önümüzdeki hafta olmayacaklardı. Sınavlar bitmişti. Bu sanki öğrenciler açısından dönemin sona ermesiydi. Son yıllarda okullardaki genel bir özelliğe dönüşen, sınavların sona ermesiyle okulların fiilen sona ermesi. Ancak pasta kesilmesini her ne kadar dönemin sona ermesi olarak açıklansa da bundan kaynaklı olmamalıydı temel neden. Öyle olsaydı bunun için öğleden sonrası düşünülmezdi. Belki duyumları vardı öğretmenliği bırakacağım ile ilgili. Emeklilik geldi çattı. Mesleki olarak geride kalan 41 yıl artık sonlanmalıydı. Pastanın kesilişi aşamasında öğretmenlik yaşamımla ilgili kısa ancak duygusal bir değerlendirme yaptım. Suskundular. Hepsi heyecanlıydılar. Duygu yüklü bakışlarında duygu kadar pırıltı ışıltılar da hissediliyordu. Konuşmanın biraz uzatılması hâlinde göz yaşlarını da getirecekti. Aynı duygu benim için de geçerliydi. Hani ya dokunsalar ağlayacaktım. Bu yüzden kısa sürdürdüm konuşmamı. "
Evet. Bu kısmı okurken ağladım. Pansiyonda kalan arkadaşlarımızın biri gitmişti memleketine. Diğerleri ise öbür hafta olmayacaklardı. Ali Ekber Hoca'nın emekli olacağı söylentisi kulağımıza gelmişti ama netleştiremiyorduk. 6. ders yani öğleden sonra ilk ders onundu. Öğlen arası pasta almaya karar verdik tabii çok ani geliştiği için pasta yaptırma zamanımız olmadı 3 küçük pasta aldık tüm sınıfa yetsin diye. Emeklilik haberi net değildi. Ali Ekber hocaya dönem sonu kutlaması demek istedik.
Yalnız gözyaşlarımın yanaklarıma döküldüğü kısım şu kısımdı: “Bazı kayalar çok serttir.” ifadesiyle bütünleştirdikleri ve çok kısa süreli tanıdıkları öğretmenlerinden çok etkilendikleri belliydi. Bunu her zaman hissettiriyorlardı zaten. Bu kısa konuşmadan sonra kısa kısa soru cevap biçiminde diyaloglar gerçekleşti. Birisinin sorduğu soru dikkat çekiciydi:
"Bir gün bizleri unutur musunuz?"
Mesleğini seven, sınıfa girdiğinde oldukça çok mutlu olan bir eğitimci olarak hiçbirinizi unutmam mümkün mü?
Evet zamanla hafıza zayıflıyor. Bellek doluyor belki. İsimler, simalar siliniyor. Ancak nasıl unutulabilir bu kadar uzun bir sürecin birikimleri ve beyinde kalan ana temalar."
Ali Ekber hoca bir gün bize sunum ödevi vermişti. İkili gruplar hâlinde 6 konuluk sunumlar hazırlamalıydık ama iki grup yapmamıştı. Bu gruplardan bir tanesi pansiyonda kalan arkadaşlarımdı. Ali Ekber hoca onlara ceza vereceğini söylediğinde kendimi tutamadım ve "Yurtta kalıyorlar imkanları bizimkiler kadar geniş değil zamanlarını uzatmak yerine ceza vermeniz acımasızlık." demiştim. Gözlerimin içine bakarak ağır ağır "Bazı kayalar sert olur, sevgili öğrencim." demişti. Biz sonrasında tüm sınıf çok benimsedik o cümleyi. Halen de sıramın yanındaki duvarda yazıyor. O gün ona veda ederken pastasının üstüne bir karta "Bazı kayalar sert olur." yazmıştık. Ve tesadüf müdür bilmem. O arkadaşlarıma verdiği ceza da sınıfta herkesi anlatan bir sunum hazırlamaktı. Sunum ona veda ettiğimiz derste sunuldu. Ceza ona veda ettiğimiz derste çekildi. Ve o ceza verilmesin diye arkadaşlarımı savunduktan sonra bana kurduğu cümle o ders veda pastasının üstünde yazıyordu. Ben o cümleyi ilk duyduğumda çok sinirlenmiştim ne yalan söyleyeyim. Haksızlığı kaldırabilen birisi olmadım hiçbir zaman. Ama şimdi o cümle tüm sınıfın ezberinde.
Bu kitabı yazan hem eski bir öğretmenim olduğu için hem de kitapta benim de yazdığım bir kısım olduğundan yeri her zaman ayrı olacak.