Puan vermedi·114 syf.····Okunma: 01 Haziran 2025 11:03 Chomsky, bu kitabında Kosova ve Doğu Timor ana ekseni olmak üzere milenyuma girilirken ki mevcut dünya düzeni ve yeni yaklaşımlarını, standartlarını inceliyor. Kosova-Sırbistan ve Doğu Timor-Endonezya’da yaşanan çatışmaların birbirine benzerlikleri ve farklılıkları üzerinden dünyanın polislerinin müdahale farkını karşılaştırıyor. ABD ve okyanusun bu yakasındaki müttefiki İngiltere’nin Balkan coğrafyasına müdahale edip Güney Asya kısmında sessiz kalmalarını tamamen onların çıkar ilişkilerine bağlamaktadır. Bu iki ana eksen hariç Türkiye hakkında da değerlendirmeleri mevcuttur Chomsky’nin.
NATO’nun Balkanlardaki faaliyetlerini veya başka herhangi bir coğrafyadaki müdahalelerini meşru göstermek için arayışları olmuştur. Bu durum sadece NATO için geçerli olmayıp başka örgütler, kurumlar için de uygulanabilecek bir kriterdir. Önce kendi haklı sebeplerini ortaya koymalı ki oluşabilecek muhalefetlere bir cevap verilebilmeli. Bu haklı sebeplerin haklılık derecesi görecelidir. Bunun bir standartı olmayıp kılıfına her türlü uydurulabilir. Hele maddi anlamda ilerleme sağlamış devletlerin çoğu zaman bunlara bile ihtiyacı yoktur. Naylon düşmanların naylon tehditleri.
Chomsky, Sırpların çok zulüm etmiş olmalarına rağmen bir etnik temizlik içinde olmadıklarını iddia etmekledir. At Nalı Operasyonu’nun bir sanıdan ibaret olduğunu, gerçeklik payı taşımadığını tanık ve ifadelerle öne sürmektedir. Kitabın bu kısmında bu iddianın açıklığa kavuşması için argümanlar öne sürerken çok tek taraflı yazılmış olduğu kanısındayız. Sırplara yapılan zulün defalarca tekrar edilirken onların yaptıklarından ise daha az bahsedilmektedir. Yakın tarihte olan bu olay hakkında bilgi eksikliğimizi de göz önüne bulundurarak çıkardığımız sonucun yanlış olma ihtimalini de göz ardı etmiyoruz. Genel kanının, görüşün aksine bir iddia varsa ve önemli kişilerden geliyorsa bakmakta fayda vardır. Olayların doğru yorumlanması için Balkanlar tarihi okuması gerekmektedir.
Bir başka konu BM-NATO ilişkileri. Bu iki oluşumun kuruluş ve kullanım amaçları bazen (aslında teoride her zaman) çakışmakta ve birbirlerinin alanlarını ihlal etmektedirler. Kitaptaki örneklere bakıldığında NATO’nun Balkanlara müdahalesinin bir meşru sebebi de “NATO’nun güvenirliği” konusudur. NATO bu şekilde güven kazanıyorsa! diğer taraftan kaybeden ise BM. Dünyanın geri kalanın bulunduğu kuruluşuna olan güvenin zedenlenmesi pek önemli değildir. NATO olmasa bile BM’nin faaliyetleri bu ülkelerin amaçları dışında kullanılamaz. Adalet, insan hakları, yaşam standartları vs. gibi olgular uluslararası arenada güce boyun eğdirilmiş haldeler. Bunları talep eden üçüncü dünya ülkeleri (ne demekse) ise artık ne aradığını unutmuş hale gelen çöl sıcağında su arayan kişi misalidir. Adaletin, insan haklarının vs. çeşitli olduğunu artık biliyoruz. Adil adalet ve adil olmayan adalet. Kendilerine adil olanı seçip geri kalanlara adil olmayanı vermektedirler.
Uzun meseleler olmakla birlikte son olarak değineceğimiz konu yeni standartlarının yaklaşımıdır. Endonezya’da, Güney Amerika’da, Ülkemizde, çevre ülkelerde ve daha birçok ülkede yaptıkları çalışma yönetimleri ele geçirmektir. Bunun en kolay yolu askeri darbelerdir. Askeri darbelerin öncesinde ise o ülkenin stratejik noktalarına yapılan işlemlerdir. Ordunun eğitilmesi ve techizatlandırması bu tür bir amacın ilk adımıdır. Eğitim! amaçlı verilen bilgiler, stratejiler, makamlar aslında gelecek için yapılan yatırımlardır onlar adına. Bugün bakıldığında hala bu dokrinin geçerli olduğunu görmekteyiz. Dünyanın bir yerindeki bir karakol olmamak için Batı’nın, yenisinin dünyayı eskisinden daha çok kötüleştirdiği standartlarını değil yeni standartları madunların belirlediği bir düzen oluşturmak zorundayız.