Gönderi

Davut ve Golyat
Puan vermedi·276 syf.··
2025 6. kitabı
Davut ve Golyat Güçsüzün güçlüyü yendiği hikâyeler bana her zaman, gerçeklerden çok insanların kendilerini iyi hissetmek için uydurduğu masallar gibi gelmiştir. Davut ve Golyat hikâyesi de benim için öyleydi — ta ki Malcolm Gladwell’in bu hikâyeyi bambaşka bir yerden ele aldığını görene kadar. Gladwell’in anlatımıyla fark ettim ki bu hikâye, aslında güçsüzün güçlüyü yenmesi değil; güçsüz görünenin, güçlü görüneni yenmesidir ve “güç “, “engel”, “avantaj” gibi kavramların bazı hikayelerde bize bir olgu gibi gelse de baktığımız yere göre tamamen değişmesidir. İşte beni kitabın içine çeken de tam olarak bu oldu: ezberleri bozması. Malcolm Gladwell kitabında, Davut ve Golyat metaforunu yalnızca bir başlangıç olarak kullanıyor. Ardından okuru, tarihten, tıptan, eğitimden ve toplumsal hareketlerden örneklerle zihin açıcı bir yolculuğa çıkarıyor. Örneğin; Birinci Dünya Savaşı’nda Vahabilerin direnişi, geleneksel lösemi tedavisine karşı farklı bir yaklaşım geliştiren doktor, yurttaşlık hakları mücadelesi… Gladwell her hikâyede aynı soruyu soruyor: Gerçekten dezavantajlı olan kim? Ve neye göre? Kitabın ilk bölümlerinde eksiklik gibi görünen şeylerin nasıl avantaja dönüşebileceğini gösteren örneklerle karşılaşıyoruz. Sonraki bölümlerde “makul düzeyde zorluk” kavramı öne çıkıyor; yani hayatın belli zorluklarının insanları daha dirençli ve başarılı kıldığı. Son olarak ise meşru olmayan gücün toplumsal direnç yaratabileceği fikriyle kitap kapanıyor. Kitap boyunca birçok fikirle hemfikir olsam da, bazı örnekler bana göre amacın önüne geçiyor. Özellikle kaplumbağa ve geyik hikâyesi bu duruma örnek. Bu hikâyede; bir koşu yarışında kaplumbağa, yol boyunca akrabalarını yerleştirip final çizgisinde kendisi bekleyerek geyiği hileyle geçiyor. Geyik “Yine de dünyanın en hızlı koşucusu benim” dediğinde, kaplumbağa “Belki öylesindir ama seni akılla yeneceğim” cevabını veriyor. Gladwell bu örneği aklın zaferi gibi sunuyor. Ancak bana göre bu, eksikliği avantaja çevirmenin değil, oyunun kuralını çarpıtmanın bir örneği. Çünkü bu bir koşu yarışıdır ve ölçülen şey koşma kabiliyetidir. Kaplumbağanın yaptığı ise zekâ değil, hiledir. Bu örnek, hak etmeden elde edilen bir sonucun başarı olarak sunulması gibi hissettirdi ve kitabın ana mesajıyla çeliştiğini düşündüm. Kitaptan beni en çok etkileyen üç alıntı şunlar oldu: 1. “Cesaret halihazırda sahip olduğunuz ve zorlu zamanlar başladığında sizi cesur kılan bir şey değildir. Cesaret, zorlukları yaşadıktan sonra onların aslında o kadar da zor olmadığını fark ettiğinizde kazandığınız bir şeydir.” 2. “Eğer okuma gereğini alırsanız dinleme yeteneği yaratırsınız. Eğer bir kenti bombalarsanız arkanızda ölüm ve yıkım bırakırsınız. Ama ucuz atlatanlardan oluşan bir topluluk da yaratmış olursunuz.” 3. “Şunun farkına varmalısınız ki, sevgi daima kurtarmak istediğiniz insanları kurtarmaz. Eğer bir anne babayı alırsanız acı ve umutsuzluk yaratırsınız. Ama her 10 kereden birinde o umutsuzluk, yılmaz bir güç ortaya çıkarır.” Malcolm Gladwell’in Davut ve Golyat kitabı, bildiğimizi sandığımız kavramlara farklı açılardan bakmamızı sağlıyor. Avantaj sandığımız şeylerin aslında yıkıcı, dezavantaj gibi görünenlerin ise dönüştürücü olabileceğini gösteriyor. Bu bağlamda, yazıyı Seneca’nın sevdiğim bir sözüyle bitirmek istiyorum: “Rüzgârın yönünü değiştiremezsen, yelkenini ona göre ayarla.” Rüzgârlarınız her daim yelkeninize göre essin. İyi okumalar.
Duygu ve Düşünce
Davut ve GolyatMalcolm Gladwell · Mediacat Yayıncılık · 2023512 okunma
·
267 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.