DİLVAN
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Ulysses Yayınları ndan @agrinhanim kaleminden #dilvan kitabıyla geldim.
Avin ve Maran'ın hikâyesi...
Törelerin hâkim olduğu bir coğrafyada yaşayan iki genç.
Avin, hayalleri avukat olmak, ayaklarını yere sağlam basmaktı ama yaşadığı coğrafyada törelerin hüküm sürdüğü, kuralları olan ve “baba sözü” her şeyin önüne geçiyordu.
Babasının gölgesinde, susmak zorunda kalsa da, içi haykırışlarla dolu bir kadındı.
Özgürlüğünü satın alabileceği tek bir yol var: Anlaşmalı bir evlilikti. Herkesin korktuğu, sözünden dönmeyen o adam var: o da Mirşad aşiretinden Maran Ağa'ydı.
Şimdi diyeceksiniz anlaşmalı evlilik aşka dönüştü klişeler diye evet aşka dönüştü ama nasıl dönüştü?
Avin, sadece hayatta kalmaya değil, kendini yeniden yaratmaya çalışıyordu.
İlk başta “güvende olacağım” dediği bu evlilik, bambaşka bir sınavı hâline gelecekti.
Maran ise dışarıdan sert, acımasız bir ağa gibi görünse de, içinde yıllardır kapanmamış yaralar taşıyan bir adam.
Kendi geçmişinin içinde hapsolmuş. Kendi cehennemini Avin’e bulaştırmamaya çalışsa da, kalp dediğin duvar dinlemiyordu.
Aralarındaki mesafe zamanla güvene, sonra saygıya, en sonunda sevgiliye dönüşen
ama sevgi, bu coğrafya da kolay kazanılmıyor.
Çünkü karşılarında sadece geçmiş değil; gelenek, aile, toplumsal baskısı da vardı.
Ve en çok da kendileriyle yüzleşmeleri gerekiyordu.
Avin’in özgürlük için verdiği sessiz ama yıkıcı savaş ben çok etkiledi. Hayatını bir adama teslim etmek zorunda kalan bir kadın değil de, kendi hayatını geri almaya çalışan bir kadın.
Ve Maran Ağa, belki de ilk kez biri tarafından değil de bir kadının cesaretiyle sevilmeyi öğreniyordu.