duvar'daki öz beraberliğinin yanı sıra, dikkati çeken bir deyiş ikiliğinin altı çizilebilir. bunu da o günlerin çerçevesi içinde düşünmeli. garip'çilerin batı kırması ya da kenar mahalle ağzı şiirine karşı, halkçı ve toplumcu şiir, halk yığınlarını sarabilecek geniş soluklu bir koçaklama şiiri tutturmak istiyordu. böylelikle, yeni türk şiiri
yeni koşullara yerleşirken, hem yüzyıllardır değişe değişe sürdürüp getirdiği milli sesi korumuş olacak, hem de halk şiiri geleneği aydın şairlerin işe karışmasıyla yeni bir kan kazanıp değerlenecekti. bu noktadan baktınız mı enver gökçe'nin, kamuran bozkır'ın ve ahmet arif'in bazı şiirlerini unutamazsınız. duvar şiirlerinin de
hemen hemen yarısı bir köşesinden köroğlu, dadaloğlu, kul mustafa; bir köşesinden dertli, gevheri, zihni; bir köşesinden de yunus emre, pir sultan abdal, bayrami, kaygusuz ve benzerlerine yaslanan bir üçgen üzerinde kurulmuşlardır....