Bilim kurgu sevenler buraya!!
Bir uzay fenerinde yalnız başına nöbet tutan eski bir asker. Yıldızlar arasında kaybolmuş bir istasyon. Biraz yalnızlık, biraz delilik, biraz da gelen giden uzaylılar, kaçakçılar, düşman gemileri. E tabii ki işler hiçbir zaman sadece “ışığı açık tutmakla” sınırlı kalmıyor!
Hugh Howey bilim kurguda bir ustadır artık benim için. Kendisi o meşhur kitabın, Silo’nun yazarı ama ben 2020 yılında Kum kitabını okuyarak tanışmıştım yazarla. Kum’u çok sevince Silo’nun da dahil olduğu Wool serisini gözüm kapalı almıştım. Yazarın üçüncü kitabını, Uzay Feneri 23’ü az önce bitirdim ve artık diyebilirim ki bilim kurgu diyince aklıma Hugh Howey de gelecek.
Bu kitabında yazar fütüristik bir yalnızlık hikayesi yazmış ama derin uzayda! Hem psikolojik hem de felsefi alt metinlerle dolu, ama bir yandan da çok akıcı,bir bakmışsın 5 bölüm okumuşsun.
⠀Kitap;
-Black Mirror tadında kısa bölümlerle
-“Ben napıyorum burada?” dedirten sorgulamalarla ve
-Sürpriz karakterlerle size keyif veriyor
ama ben kitabın biraz daha uzun olmasını, olayları yazarın gözünden daha ayrıntılı okumayı tercih ederdim. Bazı şeyler çok çabuk yaşandı ve bitti. Silo’da tanık olduğum yazarın o harika hayal dünyasına daha fazla yer verilseydi kitabın bırakacağı tat daha güzel olabilirdi.
Bilim kurgu seviyorsanız, gelecekte uzayda bir yaşam nasıl olurdu merak ediyorsanız, bir de Silo serisini beğendiyseniz bu kitabı kaçırmayın derim.