Spoiler içerir
“Bu diyarda tehlikeli olan sözler değildi, söylenmemiş sözlerde tehlikeli olan.”
“Her şeyin bir bedeli vardır. Sadece bedelini ödemen gerekir.”
“Bütün mesele de buydu,” dedi Arın. “Hepimiz gökyüzü olmak istedik.”
Öncelikle söylemeliyim ki bu seriyi bitirdiğim için mutluyum. Sonunda tüm seriyi okudum. Gerçekten benim için çok yorucu bir okuma deneyimi oldu Bunun en büyük sebebi aşırı tekrar içeren ve birbiriyle çelişen bir kitap serisi olmasaydı. Ve özellikle ana karakterimiz olan Nova tüm kitap serisi boyunca yaptıklarıyla beni çıldırttığı için okumak aşırı zor geldi. Ama seriyi bitirdim ve kendimi alkışlıyorum.
Bir Not: Siz; kitabı, seriyi ve yazarını sevebilirsiniz. Herkesin kitap zevki farklıdır. Bir kitaptan beklediği de farklı olabilir. Bunlar tamamen kitaba karşı benim görüşüm. Benim beğenmemem kitabın kötü olduğunu göstermez. Sadece kitabı sevmedim ve düşüncelerimi belirtiyorum.
Kitabımız düellolar ile başlıyordu. Bu bence anlamsız düelloların mantıksızlığını üçüncü kitabın incelemesinde bahsetmiştim aslında. Zaten krallıkların ihtiyacına göre var olan, seçilen, doğan (artık her ne ise) varislerin düellolarda seçilmesi yazarın kendi söylemiş olduğu bu mantığa çok tersti yani bu büyük bir şey ve bana çok fazla mantıksız geliyor. Nasıl krallığın ihtiyacına göre yazgısı seçilmiş olan Hava vârisi bir düelloda kaybetti diye varis olamıyor anlamıyorum ve saçma (hem de çok saçma) buluyorum. Yine bunun gibi ilk üç kitaptan çok farklı ve mantıksız birçok şey vardı.
Önceden de söylediğim gibi bence yazar tam olarak kafasında seriyi, kitabın evrenini ve karakterlerini tam kurgulamadan bir şeyler yazmaya başlamış ve konu ilerledikçe yazmış yazmış yazmış. Ama yazdığı şeylerin birbiri ile çok fazla çeliştiğini kendisi de farkına varmamış. Çünkü varsaydı eminim ki böyle mantıksız şeylere kitabını eklemezdi.
Bu kitap serinin ilk üç kitabından oldukça farklı geldi bana. Karakterlerin kişilikleri bile çok daha farklıydı. İlk üç kitapta olan kişilikleri bir anda tam zıttı yöne geçiyor. Tuhaftı. Kendini, gücünü ve yapması gerekenleri bilmeyen Nova bir anda (gerçekten bir anda) bir alim, ermiş edasıyla her şeyi bilen, güçlü, krallığına ve halkına odaklanan biri oluyor. Üç koca kitap boyunca ezilen karakterimiz dördüncü kitabın ilk sayfasında karakterinin tam zıttına evriliyor. Çok tuhaftı. İnanılmaz acayip geldi bana. Gerçekten inanılmaz. Yani bir anda bu kadar değişen bir karakter yapısı görmedim. Aynı şekilde geri kalan bütün lordlar ve varislerde (Arın dışında) tamamen zıt yapıdaydılar. Yazarın bu kişilik değişimini bir sonraki sayfada yapması gerçekten tuhaftı. Yani dördüncü kitap ilk üç kitaba göre çok farklıydı. Yazarın bu karakterlere yaptığı kişilik değişimini hiç beğenmedim. Yapılır ama bir anda mı?
Üç kitap boyunca bana sinir kriz geçirten Nova karakteri bu kitapta durdu ve onun yerini Daren aldı. Gerçekten şaka gibi bir şey. Yani sen koskoca lordsun. Bir krallık yönetiyorsun. Sanki ergen bir velet. Sürekli aşk acısı çekmesi, aşk triplerine girmesi aşırı saçma, sinir bozucu ve gereksiz. Tek bir işe yarıyor o da Nova’ya aşık olmak.
Hem toprağın hem de ateşinin lordu ama hiçbir vasfı yoktu kitapta. Hiçbir. Onun dışında zaten yine ilk üç kitaptaki gibi diğer karakterlere çok da yer verilmiyordu. Hep Nova, Aşık Daren. Ve de Arın... İşte beni okurken sinir krizi geçirmeme sebep olan ikinci olay da buydu. Arın... Koskoca iki diyarı yöneten Aşık lordumuz Daren’in hiçbir vasfı yoktu kitapta ama Arın tüm kitap boyunca herkes tarafından o kadar yüceldi ki... Yani ne bu? Bu abartı ne? Yok en yüce lordmus yok ondan herkes korkarmış. O ilahîymiş, o yenilmezmiş, o kutsalmış, o korkusuzmuş, o en yüce ve en kralmış bla bla bla...
Evet benim de kitapta en sevdiğim karakter Arın’dı. Gerçekten karakter özellikleri de o yansıtılan işte lordlar, varisler, tanrıçalar özelliğini taşıyan tek karakter olduğunu düşünüyorum Diğer karakterler aşık ergenler gibi takılıyorlardı. Ben kitapta lord ve varis okumuyordum. Aşık ergenler okuyor gibiydim. Bir tek dediğim gibi Arın karakterinin doğru yazıldığını düşünüyorum. Gerçekten bir lord gibi duruyordu ama kitap boyunca ilahi lord, kutsal lord, yenilmez lord gibi sürekli bu kadar abartılması artık sıktı. Özellikle Nova herhangi bir şey oluyor, bir şeyden bahsedecek “o ilahi lord, çok güçlü, o yenilmez lord”. Bu kadar abartmayın... Sanırım kendileri o kadar lord ve varis olmaktan uzaklar ki Arın’ı bu şekilde güzelliyorlardı.
Kitabın saçmalıklarından bahsedecek olsam destan yazabilirim Ancak genel olarak söyleyeceğim şey tüm seri boyunca (ilk 3 kitabından bahsediyorum) çok boş, gereksiz, anlamsız, hiçbir mantığı olmayan ve yazmasa çok daha iyi olacak şeyler yazdı yazarımız. Bu kitapta hem konular hem de karakterlerin karakteristik özellikleri birbiriyle çelişti. Bir anda her şey çok farklı olmaya başladı. Ve yazar her şeyi öyle üstünkörü yazmış ki birbirini tamamlamayan boşluklarda hızlı bir şekilde bitti kitap. Derinlik asla yoktu. Olaylar hep tamamlanmamış ve üstünkörüydü. Örnek verecek olursam Ayzer karakteri üç kitap boyunca kendi krallığı ve görüşü için, taç için çok savaştı. Ancak bir anda bu kitapta taçtan vazgeçti. Saçma, çok saçmaydı. Bir anda o kadar savaştığın taçtan, o kadar uğraştığın, bir görüşünün olduğu fikirden nasıl vazgeçiyor? Vazgeçmesi bana çok mantıksız geldi. Aynı şekilde Lilith ve tanrıçalar. Onların bir hedefleri bir amaçları vardı. Uğruna savaştıkları şeyler vardı. Diyarı birbirine katmışlardı bir önceki kitapta ama bir anda geldiler, geçtiler ve gittiler. Bu kitapta hava krallığının lordundan ve varisinden bahsetmiyorum bile. Yoklardı. Yok. Hiçbir şey yoktu. Daren’i de hiç katmıyorum. Koskoca iki diyarın kralı olan Deren, aşık erken gibi tüm kitap boyunca gezdi.
Söylediğim gibi üç kitap boyunca yazar o kadar boş boş şeyler yazmış ki (işte partiler, kıyafetler, balolar, yemek yeme sahneleri, anlamsız ve bir o kadar da gereksiz atışmalar, Daren’in Nova’nın aşkı gereksiz hareketler) dördüncü kitapta altyapısı tamamlanmamış çok fazla şey oldu. Gökyüzünden gelenler, gökyüzü tanrıçası, bu ejderha, atlantis... Bunlar hakkında ve yine nicesi hakkında hiçbir şey öğrenemedik. Yazılmayan, bize tam açıklanmayan birçok şey vardı. Yine dediğim gibi mantıksız çok fazla şey bulunuyordu.
Seriden bağımsız bir kitap gözüyle baksam daha çok sevebilirdim. Ama maalesef ki bu bir seri ve üç kitabından bu kadar farklı ve çelişkili bir biçimde yazılmamalı.
Kitabı taşıyan karakterin sadece Arın olduğunu düşünüyorum ve kitapta sevdiğim tek şey oydu. Bir diğer şeyde kitabın bitmesi de olabilir. Çok basit bir şekilde bitti. Gerçekten çok basit bir şekilde. Ben dört koca kitabı ve yaklaşık iki bin sekiz yüz sayfayı bunun için mi okudum dedim. Tavsiyem siz yapmayın.
Yazarın emeğine sağlık ancak olmamış. İşlenen konunun daha derin olması lazım. Kitaba bir karakter ekleniyorsa onun detaylandırılması lazım. Bir anlamı yoksa saçma detaylar ekleyip durulmamalı. Eklendiyse de yok sayılıp ilerleyen sayfalarda atılmamalı. Kitabın türü neyse o türde ilerlenmeli. Bir fantastik kitap yazıyorsan fantastik olaylar daha detaylı olur romantik olaylar değil. Romantiklik vardır çoğu kitapta. Hangi tür olursa olsun ama türünün kitabını yaz ve ön planda tutman gereken şeyi bil. Ben sadece bir okuyucu olarak söylüyorum bir yazar değilim ancak bir kitap yazsaydım önce kafamda bu kitabın detaylarını planlardım, karakterleri planlardım. Bir kitap yazarken (yazmaya başlarken diyeyim) bir taslak oluşturulur konusu evreni karakterleri kitabın ilerleyişi ve küçük detaylar belirlenir. Bir anda yazmaya başlanıp ilerledikçe de bir şeyler eklenmez. Bana göre bu şekilde olursa hem evren detaysız hem karakterler gereksiz ve de birbiriyle çokça çelişen olaylar olur. Bu kitapta da ne yazık ki hepsini görüyoruz. Yani ben gördüm.
Yazarın yazarlık kariyerinde başarılar diliyorum ancak asla iyi bir eser çıkarmış olduğunu düşünmüyorum (bu seri için). Gerçekten çok doluyum. Bu kadar büyüttüğüm için kendime de kızıyorum sadece bir kitap diyorum ancak çok büyük beklentilerle okuyup bu kadar boş bir seri çıkması sinirlerimi bozdu. Gerçekten çok fazla kurgu kitaplar okunuş biriyim ve okurken bunları çok benimsiyorum. Bir kitapta karakterlerinin yaptığı saçma ve yanlış şeylerde sinirlenir olayların gidişatında bozulmalar olunca yine çıldırırım. Ancak HGOİ serisinin tüm kitaplarında bunlara nazaran olan o şey çelişkiler, mantık hataları ve boşluklardı.
Seriyi genele bakarsam sevemedim ve benim için olmamıştı. Türünün kitabını yazamamış yazarımız. Asla bir fantastik eser değildi. İçerisinde lordlar, varisler, tanrıçalar, savaşlar, güçler vb. şeylerin geçmesi o kitabı fantastik yapmıyor. Bunları yazmak yapıyor.
Romantik bir kitap okumak isteseydim o türde bir kitap alıp okurdum. Eğer siz de romantizm türünde bir kitap okumak istemiyorsanız tavsiye etmem. Zevkler tartışılmaz ancak benim için olmamıştı. Puanımı; Arın karakterine, diyarın tasvirine ve kitabın sonunda bitişine veriyorum.