·104 syf.····Okunma: 09 Haziran 2025 00:00 Venedik’te Ölüm; başlayışı itibariyle sanatçı sorununu işliyor. Ünlü yazar Ascenbach seyahat etmeyi sadece sağlık sorunları nedeniyle kullanılması gerektiği görüşü, yaşlarının sonuna yaklaşmış bir yazar oluşu ve yaş dolayısıyla herhangi bir şeyi bitirememekten kaynaklı korkusu, hiç Avrupa’dan dışarı çıkmaması ve buna bir gönlü de olmaması dolayısıyla hiç farklı yerler görmemiştir. Uzakları gitmeyi istemiş, yenilikler görmek, kurtulmak ve yüklerini atmak, unutmak ve kaçmak istemiştir. Gideceği yer de Venedik’tir. Buraya gelişi tüm sorunlarından kaçmak istemesi aslında tüm hayatı boyunca yaşayabileceklerinin kısa da olsa bir yanılsaması gibidir. Burada aşık olur. Küçük bir çocuğa üstelik. Tanrı gibi gördüğü olağanüstü güzellikte bir çocuk. Tadzio. Hiçbir zaman onunla birebir iletişime geçmez, dokunmaz. Aslında burada onun bastırdığı eşcinsellik izlerini görürüz. O dönemin toplumunda kendisini tam olarak gösteremez, kimliğini açık edemez. Ama bunu bu kitabında yansıtır sanki. Günlükleri 1980’de yayınladığında Venedik’e gittiğinde orada genç bir erkekten etkilendiğini yazmıştır. Yani kendisini kurguladığını söyleyebiliriz. Burada yaşadığı ahlaki sorgulamalar, değerler belki gerçekten kendisi için sorguladığı sorulardan da ibarettir. Tadzio’nun ona gülümsemesinden ve kendisinin ona “seni seviyorum” diye fısıldamasından sonra aslında onun ölüme doğru yavaş yavaş ilerlemesini okuruz. Venedik’te mevsim ilerler ama müşteriler azalmaya devam eder. Uğursuz bir koku her yeri sarmıştır, mikrop öldürücü bir ilacın kokusu. Tüm yabancılar Venedik’i terketmeye başlamıştır ve Tadzio’nun da gitmesinden korkar ve onsuz yaşamayacağını düşünmeye başlar. Sürekli Tadzio’yı izlemeye başlar; plajda, pazar günleri yapılan ayinlere gider, gezintilerinde gizlice Tadzio’nun ailesinin peşinden gider. Ama çoğu önleme karşı Hint kolerası yayılmaya başlar Venedik’te. Artık bir afet baş göstermiştir ve Aschenbach gitmek yerine kalmayı seçer. Şöyle der: “Kendinden uzaklaşmış bir kimse için, tekrar kendini bulmaktan daha sıkıntılı bir şey olur muydu?” Yerine yurduna geri dönmek, tekrar eserine çalışmak, temkinli ve disiplinli olmak istemez ve kalmayı tercih eder. Zamanını boşa harcamış gibi bu son günlerinde gençleşmek ister, beğenilmek ister. Otelin berberine sürekli uğrar. Cildini güzelleştirir ve saçlarını boyatır ama sonunda dünya onun ölüm haberini alır.
Betimlemeleriyle ve etkisiyle kısacık bir kitabın bu kadar güzel oluşu enfesti. Çoğu kişinin beğenmeme sebebi de anlaşılabilir, ama benim sevdiğim kitaplardan birisi oldu.