·272 syf.····Okunma: 08 Haziran 2025 00:17 Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
İnsanın içinde tamamlanmamış bir kelimenin varlığında can bulan baba! Bir türlü sığamadığın bir dünya ağrısı bırakır insanın içine, kimi yaşanmamışlıklarla kimi yaşanamamışlıklarla. Hele ki nedenini bilemediğin cevapsız kalan sorularla boğuşurken, geçen yirmi beş yıl sonu elinde kalan sadece son üç gün, bir fotoğraf ve bir bağlama ise. Hesaplaşmalar yersizdir, her adım bir kahroluştur. Baba demek için ağızdan çıkacak iki hece hep yarım kalır 'Ba' ile. Tek tesellin son arzusunu yerine getirebilmek olur ya da olamaz, kim bilir.
Yazar yirmi beş yıllık bir hasretin özleminde bir baba-oğul son üç gününü anlatıyor. Hüzün, pişmanlık, çaresizlik, hasret, öfke, aşk, bağlanamama, tutku vb birçok duyguya bir arada yer veriyor. 'Ucunda Ölüm Var' da olduğu gibi düz bir anlatımla ilerlerken arada şiirsel anlatıların yer alması cezbedici bir okuma serüveni yaşattı yine. Yolculuk boyunca yer yer merak uyandırıcı bölümlerin bazen açık anlatıya sahip olmaması, hikâyeyi daha gizemli kıldı, bir kısmını okura bıraktı.'Babamın Bağlaması'nı okumak için ise aşırı istek uyandırdı.
"Tükendi nakd-i ömrüm dilde bir sevda-yi ah kaldı
Tevessül diber-i yare benim arzum nigâh kaldı."
Şair Rıfat S.11
"Dudakların nasıl ürkek, ne kadar uzakta sesin
Sen gece gelen konuk, hiç kimsenin ve herkesin."
Yağmur Atsız- Gece Gelen Konuk S.25
"Kendime bile anlatamadığım, kim olduğunu bir türlü kavrayamadığım, ruhunda hangi fırtınaların koptuğunu bilmediğim, hiçbir paye biçemediğim, en ufak bir mertebe yakıştıramadığım, ömrünü bir bağlamanın peşinden oradan oraya sürüp duran bir babayı başkalarına serinkanlılıkla nasıl anlatacaktım ki!" S.56
"Bir babanın kendisiyle değil, hatırasıyla kavga etmek her zaman daha kolaydı, belki de daha zor, kim bilir." S.58
"O yıl, ay gece yarısı karlı dağları aşar aşmaz başımı otobüs camına dayayıp içimde bir avuç harfle uzun uzun veda ettim sana, affet!" S.90
"Dünya üzerinde ilk defa senin adında bir serinlik buldum kendime ama mutluluk denen o eski kelimede bile çok fazla kalamadım, affet!
Ilık ılık sevdiğim, zamansız gittiğim, dünyaya sustuğum, içime attığım!
Burada çoktan durdu, oralarda dönüyor mu dünya?
Burnunun direği sızlıyor mu adım geçince?
Sızlamasın!
Dünya iyi bir yer değildi.
İçimi yalnız sana açtım.
Bir iplik gibi yalnız sana çözüldüm.
Adını sevdiğim!
Düğüm düğüm geçen yılların, dönüp durduğum bu bitmez tükenmez rüya için affet beni!" S.91
"Aşkımız sonsuza kadar yaşanacak.
Çünkü yarım kalacak."
Woody Allen - Barcelona Barcelona S.115
"Tıpkı bazı hikâyeler gibi, hayat da boşluklarla doluydu ve her ne olursa olsun tamamlanmıyordu. S.132
" Annem beni bırakıp gittiğinde yavrum
Annenin beni bırakıp gidişi
Annemin beni bırakıp gidişi gibiydi sanki."
M. Bülent Kılıç - Rüzgâr Kütüphanesi S.151
"Kalbinde derin bir çizikle gezenin, günün birinde her ne pahasına olursa olsun yaranın müsebbibini affetmesi kadar kederli ve ağır bir şey yoktu dünyada." S.184
(müsebbibi : Bir şeyin olmasına, yapılmasına sebep olan, yol açan kimse veya şey).
"Dağılmış bir yarayım seni bırakıp gittiğimden beri!
Ölmedim, hayattayım.
Ama say ki öldüm.
Say ki akmayan bir irin, kabuk tutmayan bir gönül yarasıyım ön beş yıldır.
Herkes arkasında bir şey bırakır bir gün.
Bir işaret, bir söz, bir bakış...
Ben sana keder, sana veda, sana tutulması zor bir yas bıraktım; üzgünüm." S.196
"Ayrılıkla ölüm fena halde birbirlerine benziyor, biliyor musun?
İnsan öldüğü yaşta kalırmış. Yani kaç yaşında ölürsen geride kalanlar seni hep o yaşta hatırlarmış. Zannedersem, insan birinden ayrılınca da aynı yaşta kalıyormuş." S.207
"Gözün kaderi görmek, kalbin kaderi yanmaktır evladım... Göz elli kişide kalp birinde kalır." S.208
"Herkesin babası bir kere ölürdü. Alır, götürür, yıkar, kefenler, toprağa gömer ve sonra bazen acıyla hatırlanan bir ölüye dönüşürdü babalar. Benimki yıllardır tekrar tekrar ölüyordu. Bir bakışla, bir sözle, upuzun bir suskunlukla, havaya kalkan bir parmakla, sallanan bir elle, bir iç çekişle ölüyordu babam." S.225
"Dünya öyle geçip gittiğimiz bir yer değil artık, çok üzgünüm.
Al bu gönül Yarası, hazan sarısı, zaman ağrısı sende kalsın, ben taşıyamadım.
Onca yıldan sonra, unutmamak için her seferinde başa sardığım, her gece sessizce gelip yanıma kıvrılan bütün bu anılardan, ağzımın içinde sessizce dolaşan kelimelerden başka hiçbir şeyim yok belki de.
Geceyle avuttuğum!
Adındaki noktayı düşürdüğüm!
Seni dünya üzerinde tek başına yankılanan boş bir ev gibi bırakıp gittiğimi unutmadım." S.248
"Bize bir ömür daha lazım vefatımızdan sonra. Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik." Şeyh Sadi-i Şirazî S.251
"Kendini zorlama evlat... baba dediğin tamamlanmamış bir kelimedir zaten." S.271