Bir çocuğun gözlerinden "hayat"
Puan vermedi·190 syf.··
2025 19. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2025 17:21
Kitabı okumayanlar için SÜRPRİZBOZAN uyarısı. “...mucize falan yoktur ama yine de belli mi olur.” Romain Gary (Emile Ajar) Romain Gary'nin Émile Ajar mahlasıyla kaleme aldığı Onca Yoksulluk Varken, yalnızlık, sevgi, kimlik ve insan onuru üzerine yazılmış; daha ilk sayfasından itibaren insanın içini sızlatan, son sayfasında ise okuyanı o sızıyla baş başa bırakan çarpıcı bir roman. Paris’in arka sokaklarında büyüyen Arap asıllı küçük Momo’nun gözünden dünyaya bakarken, aslında yalnızca bir çocuğun hikâyesini değil, içinde yaşadığımız toplumun ta kendisini görüyoruz. Momo’nun sade dili, sert gerçekleri öylesine sahici ve içten bir şekilde anlatıyor ki, roman boyunca kalbimiz hem sıkışıyor hem de sevgiye dair yeni sorularla doluyor. Momo’nun hikayesi, “Kimseyi sevmeden yaşanır mı?” sorusuyla başlıyor, “Sevmeyi bilmek gerek” cümlesiyle son buluyor — ve bu iki cümlenin arasına koskoca bir insanlık dramı sığıyor. Biz bu iki cümle arasında Nazi zulmüne uğramış Yahudi asıllı hasta, yaşlı, korkularla dolu Madam Rosa’yı, görmeyen gözleri ve kalpten inancıyla, kutsal kitapla Sefiller’i karıştıran Mösyö Hamil’i, eski boksör; yeni kadın şefkat dolu komşuyu, yaşlılıktan merdiven çıkamayan ama her çağrıldığında kucakta taşınarak da olsa gelen doktoru, Momo’nun hayallerinden doğmuş, yüzü olmayan şemsiyeyi ve daha nice karakterleri tanıyor, anlıyor ve seviyoruz. Ve en önemlisi, her birinden insan olmanın farklı hâllerini öğreniyoruz. Momo da, kalbinden bile büyük bir sevgiyle seviyor her birini. Kitap boyunca sık sık tekrar ediyor bunu; “Onu da bir gün ziyarete gideceğim” diyerek, çocuklara sonsuzmuş gibi gelen zamanın rahatlığıyla… Ama bu isimlerin arasında biri var ki annesiz babasız Momo için “ebeveyn – çocuk” ilişkisinin de ötesinde. Madam Rosa ile Momo’nun ilişkisi bir hayat dayanışması, birbirlerine hiç benzemeyen ama aynı dünyanın dışına itilmiş iki insanın ağır, sessiz, ama çok derin bağlılığı. Kitap boyunca Madam Rosa, Momo’nun hiç büyümesini istemiyor, onu bırakıp gitmesinden korkuyor çünkü. Momo 10 yaşından 14 yaşına basıyor birden ama Madam Rosa’yı bırakmak düşüncesi hiç geçmiyor içinden. Öyle ki Madam Rosa sığınağında veda ettiğinde hayata, Momo tutabildiği kadar tutuyor onu yanında… Onca Yoksulluk Varken, yalnızca bireysel bir hikâye değil, aynı zamanda toplumsal bir hafıza da taşıyor. Yahudi Soykırımından göçmenliğe, cinsiyet kimliğinden yaşlılık ve yoksulluğa kadar birçok katman barındırıyor. Modern tıbbın ölümü evlerden alıp hastane koridorlarına taşımasına da ince bir eleştiri var romanda. Madam Rosa’nın “hastanede ölmek istememesi” sadece kişisel bir korku değil; insanca, tanıdık, onurlu bir veda hakkının özlemine dönüşüyor. Bazı kitaplar okunduktan sonra biter; Onca Yoksulluk Varken ise bittiği anda başlıyor — sorularla, duygularla, içimizde uzun süre yankılanan bir sesle, okunanların sızısıyla… Kitap hakkında çok şey söylenebilir ama ne söylenirse söylensin, bir şeyler hep eksik kalır. Tamda bu yüzden Onca Yoksulluk Varken okunması gereken bir kitaptır; okunmalı, üzerine düşünülmeli ve belki de biraz susulmalıdır.
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 20225,8bin okunma
·
66 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.