Kitabı genel olarak beğendim. Otobiyografi olarak geçiyor ama otobiyografi olduğundan tam emin değilim. Yazarın hayatında yokluk çektiği bi dönemi anlattığı bir kitap. Kitabımız toplumun alt kesiminin yaşadığı bir yer olan Paris’in arka mahallesinde başlıyor. Açlığı, yoksulluğu, sefaleti çok güzel ve anlaşılır betimlediğini düşünüyorum. Gerçekten insan durup düşünüyor bu şekilde yaşayan, yaşamak zorunda kalan insanları düşündükçe üzülüyor. Mesele sadece parasızlık değil; insanların aşağılaması, işçileri ezip kendi çıkarları doğrultusunda eziyet çektirmeleri, çok az para vererek çok uzun saatler çalıştırmaları. İnsanlık suçu diyebileceğim bir çok unsur vardı kitapta. Paris sonrası Londra da da aynı sefalet devam ediyor. Şanssızlık faktörü birçok yerde devrede yine.
Hayatımın kitabı diyemem ama iyi ki okumuşum diyebilirim. Farklı bir bakış açısı kazandırdığını düşünüyorum.
Her insan değerli, her insan önemlidir. Herkesin kendi kalbi, herkesin yaşadığı tek bir tane hayatı vardır. Kimin nelerle uğraştığını gerçekten bilemeyiz.