·544 syf.····Okunma: 06 Haziran 2025 21:01 Selamlar. Çok şükür seriyi tamamladım. Bu serideki her erkek karakter birbirinden kötüydü ama Christopher en kötüsüydü bana göre.
Öncelikle kurgu çok güzeldi. Karakterlerin bir yıl seyahat etmesi, bu süreçte yaşadıkları, rutin hayata dönmeleri ve rutin hayatın sert gerçekliğiyle yüzleşmeleri güzel işlenmişti. Kitap uzundu ama asla durağan değildi. Okurken sıkılmadım, aktı gitti. AMA aynı şeyi karakterler için söyleyemeyeceğim. Karakterlerin ikisi de birbirinden kötüydü benim için. Hayden biraz daha mantıklı gözükse de o da beni deli etti kitabın sonunda.
Kitabın başında Christopher’ın ideal kadın bedeni ile ilgili düşünceleri beni aşırı rahatsız etti. Kişisel tercihler kabulümdür ancak ‘ideal’ olmadığı için bir gruba zorbalık yapmak kabulüm değil, kimse kusura bakmasın. Kitabın sonlarına doğru Hayden’ın ‘kıvrımlarından’ ve Christopher’ın onları sevmesinden bahsediliyor. Yazarın kadın bedeninin ideali olmayışını sadece ‘kıvrımlara’ dayandırması bana samimi gelmedi açıkçası. Diğer yandan yazar bu kitapta Madonna-Whore ikilemini bilinçli olarak mı işledi yoksa sadece toksik mi emin değilim ancak bu da bu kitapta hoşuma gitmeyen şeylerdendi. Hayden rahibe hayatı yaşamasaydı Christopher’ın ilgisini çekmeyecek bir kadındı. Birbirlerinden güneş ve ay kadar farklı iki karaktere ‘Ruh eşi’ yakıştırması yapılması anlamsızdı bana göre.
Yazar Hayden’ı özfarkındalığı yüksek, drama kraliçesi olmayan, uyumlu, anlayışlı, empati yeteneği yüksek bir karakter olarak yazmaya çalışmış ancak pek başarılı olamamış. Özfarkındalık olay çıkarmamak ve uyumlu olmak değildir. Aksine yeri geldiğinde kendini savunmak için sesini çıkarabilmektir. Kitapta bir yerde Hayden’ın hiçbir şeyden şikayet etmemesi çok iyi bir şeymiş gibi lanse ediliyor. Hayden kitap boyunca kendini baskıladı ve manipüle edildi.
Christopher ise benim için kabus gibi bir adamdı. Christopher şımarık bir velet olmadığını ispatlamak ve kendini bulmak için bir yıllığına seyahate çıkıyor ama bir arpa boyu yol alamıyor kitap boyunca. Kitabın başında nasıl şımarık manipülatif kaba bir adamsa kitabın sonunda da aynı adam. Arada bir yerde kapı görevlilerine selam vermeyi öğreniyor sadece. Christopher’ın Hayden’ı tatlı tatlı manipüle etmesi, onun uyum sağlayışından yararlanmasından çok rahatsız oldum. Haklı olduğunu zannederken kurduğu argümanlara delirdim. Bütün yıl boyunca Hayden’a yalan söyleyip tamamen farklı bir adam tablosu çizdikten sonra ‘Beni tanıyınca böyle söyleyeceğini biliyordum.’ draması yapması saçmalıktı. Kendimi bulacağım, gelişeceğim diye çıktığı yolda düzgün bir insan olmak adına minicik bir adım dahi atamayıp kitabın sonunda çocuğu evlat edinerek karakterinin geliştiği yanılgısı yaratılmaya çalışması saçmalıktı. Yine de hakkını vermek adına Christopher’ın istediğinde çok tatlı jestler yaptığını kabul ediyorum. Ancak her akşam iki kadınla yatan adamın aşık olduktan sonra sadakat duygusuyla tanışmasını karakter gelişimi olarak nitelendiremeyeceğim ben.
Hayden’ın bilmediği, hiç çevresinin olmadığı bir şehirde eve kapanmış yalnız kaldığı haftalardan sonra Christopher’ın ‘Şehre alışmak için daha çok çabalamalıydın’ suçlamasından sonra Hayden’ın ‘Evet daha çok çabalamalıydım. Özür dilerim.’ dramasına beni bitirdi. Duvarları kemirmeme ramak kalmıştı. Kesinlikle mutlu bitmemesi gereken bir kitaptı.
Karakter gelişimi güzel işlenmiş olsaydı kitabın kurgusu çok güzeldi aslında. Ancak ne yazık ki yazar seride bütün kurgularını korkunç erkeklerle harcamış. Yazarın kaleminin güçlü olduğunu ancak zihniyetinde sorun olduğunu düşünüyorum. Biraz özsaygınız varsa bu seriden keyif alabileceğinizi sanmıyorum – ki ben hiç alamadım şahsen.
Sevgilerle <3