Büyük Büyükanne Webster, karanlık ve kasvetli bir malikanede hizmetçisiyle beraber yaşayan, vaktinin çoğunluğunu koltuğunda tek başına oturarak geçiren, perdelerini bile açmayan ve neredeyse kimseyle konuşmayan soğuk ve sert mizaçlı yaşlı bir kadındır. Kitap boyunca ismini öğrenemediğimiz, kadının torunu olan genç bir kız, geçirdiği operasyondan sonra kadının yanına belirli bir süre için kalmaya gider. Bu ıssız evde torun ile büyük büyükannenin arasındaki monoton, sıkıcı, tekdüze geçen zamanı, gelişen diyalogları okuruz. Sayfalar ilerledikçe, büyük büyükannenin sahip olduğu ve genleriyle çocuklarına aktardığı deliliğe, ruhsal çalkantılara şahit oluruz. Bir nevi bir soyun üzerindeki laneti ele alınıyor kitap. Son derece karamsar, boğucu ve gotik bir atmosfere sahip. Başlangıçta torun ile Webster arasında yaşananlar gizemli, merak uyandırıcı biçimde ilerlese de, devamında gereksiz betimlemelerle, olay örgüsüne hiçbir katkısı olmayan uzun diyaloglarla aşağı çekilen bir roman olmuş.