Daphne du Maurier'den okuduğum beşinci kitap Dağ Çiçeği (Hungry Hill) ile buradayız. 1820 yılından 1920 yılına uzanan, Brodricklerin beş neslini okuduğumuz bir roman bu. Maurier'in bu hikayeyi yazarken arkadaşı Henry (Christopher) Puxley'nin yaşamından ilham aldığını okudum ama ne derece bir benzerlik var bilemiyorum. Umarım hiç benzemeyen hayatlar sürmüşlerdir.
Dağ Çiçeği aslında bir çeşit Sims ailesi gibi. Sims'te karakterleriniz doğar büyür aile kurar sonra favori siminizle oyuna devam edip, yaşlı simlerinizle vedalaşırsınız. Maurier de ailesine 1820 yılında, yeni yeni makineleşme olan zamanlarda bir bakır madeni kurma projesi olan John Brodrick yani Bakır John ile başlamış. Devam karakterleri olarak hayatta kalan en büyük oğulları seçmiş. Tabii Maurier'in romanı ütopik bir Sims dünyası değil. Hırsın, kötülüğün ve yalnızlığın etrafta kol gezdiği bir dünya. Daha en başta ne yazık ki Brodricklerin yüz yılına eşlik eden, Doonhaven'ın eski sahipleri ve şimdiki kötü durumları için sadece Brodrickleri suçlayan Donovan ailesi var. İngiltere'de makineleşme, işçi hakları, iç ayaklanma, kumar, hayal kırıklıkları, kıskançlık ve yas gibi konular ve en önemlisi madenin aileye getirdiği lanet Brodrickleri rahat bırakmıyor. Daphne du Maurier bunları karakterlerin iç dünyasına etkileyici bir şekilde işlemiş.
"Bedbahtsın," dedi. "İnsanlar bedbaht oldular mı budalaca şeyler yaparlar." (sayfa 237)
Bakır John ve çocukları ile başladığımız hikayede birçok karakterin çocukluğuna, nasıl bir ailede büyüdüğüne ve aile trajedilerine hakim olmak güzeldi. Hikaye 100 yıl içerisinde geçtiği için ölümlerin spoiler olmayacağını düşünüyorum ve evet o portre halan Jane'in. O öldüğünde ben buradaydım. Evet o kuş yumurtalarının kime ait olduğunu merak ediyor olabilirsin Hal, onlar dedenin Tazı John'undu. Evet orayı şu an ot bürümüş ve şekilsiz kalmış olabilir ama bir zamanlar Barbara Brodrick'in bahçesiydi orası. Brodricklerle beraber ben de Clonmere'de yüz yıl geçirmiş gibiydim kitap bittiğinde.
Sevdiğim bir diğer kısımsa Maurier'in karakterlerinin hepsinin kendine has kişilikleri olması ve bu kişiliklerin de sürprizlerle dolu olması. Bu çocuğun yetişkinliğini okursak çok şey başarır, çok zeki bir çocuk diye düşündüğünüz biri kof çıkabilir ya da bu çocuktan bir şey olmaz dediğiniz bir Brodrick en yumuşak kalbe sahip olabilir. Bu kız eşinin hayatını mahveder dediğiniz biri ömür boyu yas tutabilir. Hepsinin madenler, işçiler, bir hayatın nasıl yaşanması gerektiği, Slane ve Clonmere hakkında farklı düşünceleri var. Ortak noktalarıysa hiçbir zaman kimseye yaranamamaları.
"Bunları söylemek senin için ne kadar kolay, değil mi?" dedi. "Mesutsun, sevdiğin bir kadınla evlisin. Hemen-hemen hiç derdin yok." (sayfa 225)
Dağ Çiçeği'ni, Arif Bolat Kitabevi baskısından, Dolap'tan ikinci el alıp okudum. İçerisinde başlarda eksik sayfa çıkması dışında basımda da çokça hata vardı. Devam sayfalarının başka yere basılması ya da devam sayfası yerine daha başlardan sayfaların tekrar basılması gibi. Bu yayından okuduğum ilk kitap değildi, diğer kitapta bir sıkıntı yoktu. Eksikleri çevirisi farklı bir pdften okudum. Hangisi daha doğruydu bilemiyorum ama ben Arif Bolat'ı daha çok sevdim.
Hungry Hill benim sevdiğim, içime işleyen bir kitap oldu. Özellikle favori karakterim Yabani Johnnie :) ama bu öyküye olan sevgimin kişisel bir sevgi olduğunu düşünüyorum. Birisine tavsiye etme ya da kesin seversin deme konusunda çekimserim.
Spoiler***
Aslında her karakter hakkında konuşabilirim. Tazı John'u Henry yerine koyamayan ailesi, Hal'ın babası için hep haksız hayal kırıklığı olmasının üzüntüsü, Fanny-Rosa'nın beklenmedik sadakati, Yabani Johnnie'nin yalnız yaşamı, taptığı karısı tarafından sevilmeyen Henry... ama benim söylemek istediğim tek şey Adeline'e kötü bir son yazmadığı için yazara kızgın olduğum.
Kitapta John-Henry olan karakterimizin yazarın gerçek hayattaki arkadaşı Henry (Christopher) Puxley ile özdeştiği ve Brodricklerle bire bir giden soyağacı için: gorryresearch.ie/2022/01/06/hung...
Dağ ÇiçeğiDaphne du Maurier · Arif Bolat Kitabevi · 194729 okunma