·144 syf.····Okunma: 15 Haziran 2025 00:00 Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum
8/10 – 4/5
Öncelikle birkaç eleştirim olacak. Bu eleştirilerden bir tanesi, daha iyi bir editör, çeviri ve düzeltme sürecinden geçmesi gerektiği yönünde; çünkü çok fazla yazım yanlışı ve birkaç noktalama hatası vardı. Yani en basitinden “ki”nin yazımı, bağlaçların önüne virgül konulması ya da “üç boyutlu” gibi bir kelimenin bitişik yazılması…
İkinci eleştirim ise psikiyatristin danışanına verdiği birkaç yanıtın etik yönünden kafamı kurcalaması ve bence eleştiriye açık yanıtları olması yönünde. (Geneli için demiyorum.) Ve kitabın sonlarına doğru psikiyatristin notu var: terapist olarak verdiği bazı kararlardan utandığını ve danışanına yeterince yardımcı olamadığı yönünde mahcubiyet duyduğunu dile getirmiş.
Şimdi gelelim kitaba:
Bir yayınevinde içerik üreticisi ve çocukluğundan beri içe kapanık, hassas biri olan Baek Sehee, belli bir süre boyunca depresyonla mücadele ettiğini ve bunun için yardım alması gerektiğini düşünerek bir uzman yardımı alıyor. Seanslarını kayıt altına alarak bu süreci nasıl yönettiğini izleyip kitaplaştırmaya karar veriyor. Açıkçası, psikiyatrist/danışan diyalogları içeren türden okuduğum ilk kitap. Seansları okuyup yazarın yaşadığı o çarpık ilişki ve duygu gelgitine hakim olmak aşırı hoşuma gitti. Bence birçok kişinin yazarın yaşadıklarında ve hissettiklerinde kendinden bir parça bulacağına inanıyorum.
Yazarın, yeri geldiğinde çekinmeden duygularını hissettiğini söylemesi ve bunda içten, samimi bir tavır takınması; bunu yazıya çok güzel dökmesi benim sevdiğim kısımlardı. Belki bir kısmımızı danışanın bu kadar karamsar ve depresif olması bunaltabilir ve bir sonuç bekleyebilirsiniz ama yazarın dediği gibi:
“Devasa karanlığın içinde yürüyüp uzun süre altında durabileceğim bir parça gün ışığını bulabilen türden biri olmak istiyorum. Bir gün olacağım da.”
Bir cevapla değil, bir dilekle bitirmek istiyorum bu kitabı.