Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 10 Haziran 2025 20:50 Eserin ana temasına korku ve aşk diyebiliriz ancak yazıldığı dönemin Rusya’sını da hiciv ile bize anlatmak istediğini, sembolizmi de kullanarak edebi zevki sonuna kadar hissettiren bir eser karşıma çıkıyor, ayrıca yazarımız büyülü gerçekçilik akımını muazzam kullanmıştır. Eser’i herkesin anlayabileceğini ve okuyabileceğini düşünmüyorum, Bunun sebebi dönemin Rusya’sı hakkında bilgi sahibi olmak ve eserde hicivle, din ile atıf yapılan yerleri anlamayıp dönemi eseri okurken yaşamak gerektiğinden kaynaklanıyor. Yoksa eser çok akıcı sadece fazla karakter var o yüzden okurken kesinlikle kağıt kalem alarak karakter analizi yaparak eser okunmalıdır. Zaten kitabın başında karakter şeması verilmekte ve aynı zamanda eserin sonunda karakterlerin hikayesinin nasıl bittiğini yazar bize tek tek anlatmaktadır.
Eserin ilk kısmı din temalı bir sohbetle başlayıp beni sıkmaması çok hoşuma gitti. Eserde İsa’nın varlığı konuşulurken bir anda bir yabancı sohbetlerine katılır ve iki arkadaştan birinin kafasının bir kadın tarafından kesilerek öleceğini diğerinin ise bir tımarhaneye kapatılacağını söyler tabi iki arkadaş bu yabancıyı ciddiye almaz işte eser burada başlar.
Berlioz’un treni süren bir kadın tarafından raylara düştükten sonra ezilmesi ve kafasının kopması yabancının söylemini haklı çıkarır işte ivaneviç buna tanık olan tek kişidir bunu kanıtlayamadığı için tımarhaneye kapatılmak zorunda bırakılır. Asıl acı olanda Berlioz öldükten sonra dairesine hemen geçmek isteyen komşularının yine maskeleri düşmüş ve insanoğlunun sadece kendi çıkarını düşünmesini hissettirmesi bana Rowling’in ‘’Boş Koltuk’’ adlı eseri anımsattı.
Eserde diğer etkilendiğim bir diğer husus ise akıl sağlığı yerinde olan birinin insanlara çılgınca gelecek ‘’kara kedi’’ tanımlaması ile akıl sağlığının olmadığına inanarak hemen teşhis konulması günümüzde akıl sağlığı alanında ne kadar çok yanlış teşhis ile insanların neler yaşadıklarını anlamama, empati kurmama ve Petey adlı eseri hatırlamama sebep oldu. Aynı zamanda da biri bana böyle konular anlatsa ne hissederdim ne tepki verirdim ve ona nasıl inanırdım bunu düşündürmesi de çok tatlıydı.
Eserde insanoğlunun maskesinin yine düşmesini konu alan ustanın romanından Levi’nin idam edilirken insanların daha iyi yer seçmeye çalışması bunu anlayamam empatide kuramam bunun resmen keyif için yapılan bir tiyatro gibi toplumda kabul görmesine anlam veremiyorum. Levi tanrıdan hızlı ölüm dilerken ölümü güneşe karşı çürüyerek gerçekleşecek olması ve tanrıya bu karardan sonra tek tanrı sen değilsin bir sürü tanrı var artık sana inanmıyorum diyerek tanrısını reddetmesi insanların canlarını tehlikeye girdiklerinde ya tanrıya daha da bağlanır ya da tamamen koparlar tezinin ne kadar doğru olduğunu yine önümüze sermektedir.
Yazarımızın bu eseri tamamlaması tam 12 yıl sürmüş, bunun genel anlamdan dönemin şartları olsa da bir türlü karar verememiş sürekli eserde eklemeler ve çıkarmalar yapmıştır.
Eleştirmen ustayı Bulgakov’un kendisi Margarita’yı da Bulgakov’un eşi olarak kaleme alındığını söylemektedir.
Eseri okumak gerçekten bazı okuyuculara zor gelebilir. Düzenli bir okuyucu değilseniz eseri şimdilik okumanızı tavsiye etmem eserin anlatım bütünlüğüne sabredilmesi gerekmekte bazı okuyucular ilk 100 sayfayı okuyup bırakmışlar amaçta eserin bütünlüğünü kısacası Tutunamayanlarda da dediğim gibi bazı eserler zor olabilir, zor olması da herkesin okuyabileceği anlamına gelmez