Xeno tıpkı yazarımız Ali Teoman gibi 7 Temmuz’da doğmuş. Ve yine Xeno Yahudi bir babanın, Hıristiyan bir annenin Müslümanlığa devşirilmiş bir çocuğu olarak kendini kaybedip her şeye “yabancılaşmış” biridir. Burada onun medeniyetin bizzat kendisini temsil ettiğini düşünebiliriz. Babil’den başlayan ve “Yahudileşen” medeniyet Hıristiyan şefkatiyle beslenmiş, nihayetinde Müslümanlık bu çiftleşmeden doğmuştur. Bütün bu eklektik medeniyet tanımımıza “yabancılaşmış” görünen baş karakterimizin hikâyedeki görünür adının Naim İsrafil Xeno, yani kelime anlamıyla “Yumuşak Huylu, kıyameti koparacak olan yabancı” olması tesadüf müdür? Peki baş karakterin gerçek adının “Yunus Odysseus Bâbilun” olması Babil’den çıkıp yuvasını arayan bir yunusa benzetildiğini göstermez mi? Küçükken ailesiyle birlikte bulunduğu gemiden denize atılan “oyuncak yunusu” bir yönden kaybettiği benliğini gösteriyor olabilir. Nitekim bütün hikâye Jules Verne’nin arzın merkezine yolculuğuna göndermeler barındırmasının yanında bir tür kendi benliğini arama yolculuğudur da. Bu yolculuk esnasında Xeno her yazdığı ansiklopedi ve bilinçakışı ile bir tür yeni kutsal kitap mı yazmaktadır? Bıraktığı ansiklopediler ve anlamlı/anlamsız yazılarla kendini aradığı bu yolculukta kendini tekrar tekrar mı yaratmaktadır? Çeşitli yorumlar yapılabilir ama kitabın nihayetinde İsrafil Xeno’ya kendi suruna üflemek ile cümle kainatın suruna üflemek arasında bir seçenek sunuluyor ve arasında hiçbir fark olmadığı konusunda ikna ediliyoruz. Xeno iki butondan birisine basıyor, ya kendi kıyametini ya da herkesin kıyametini başlatıyor. Ama yazar bize hangisi olduğuyla ilgili bilgi vermiyor. Kitap son derece düşündürücü ve etkileyici bir biçimde son buluyor. Kitapta bol bol Aztek mitleri, Zerdüştlük, Sokrat öncesi filozoflar, El-Cezerî gibi enteresan Müslüman bilim adamları ve envai çeşit alanla ilgili bilgiler bulunduğundan, yazar sık sık ek kaynak okuması yaptırıyor. Kitabı ve Ali Teoman’ı çok beğendim ve daha çok okumayı düşünüyorum. Bilhassa enteresan karakterlerin kanser hastalığı üzerine yaptığı yorumlar yazarın 48 yaşında kanserden vefat ettiğini bildiğimden son derece etkileyici oldu. Herkese tavsiye edeceğim, derin ve lezzetli bir kitaptı.