Kitabın başlarında karakterlerden birisi: "Mutluysa hikâye bitmemiş demektir." diyor. Hayat ile ilgili ıskaladığımız konu bu diye düşündüm cümleyi okuyunca. Bir iş ya da ilişki, mutlulukla tamamlandığında yolculuğumuz bitmiyor ki. Hayat devam ettikçe, sınavlar, seçimler hüzünlü ve mutlu anlar yaşamaya devam edeceğiz değil mi?
Yazarın bu kitabının görünür kısmında, daha önce Yaka Paça kitabından tanıdığımız Aziz'in aşk ve sevgi acemisi hallerini okuyoruz. Fakat yazar hiçbir zaman tanıdık bir kurguyla karşılamaz okuru. Alt metni, durup düşünmek ve notlar almak isteyeceğiniz cümleler, insana has detaylarla doludur kitaplarının. Okuru yormayan, üstelik işte bu ben diyeceğiniz bir felsefesi vardır kitaplarının.
Çoğu romanda toplumsal konular ele alınır ama hem duygu hem de konu olarak bu kadar güncel bir içerikle ilk defa karşılaşıyorum ve bu da kitabı bir tık daha yükseltti benim için. Para ve iyilik konusu bu devir için ancak bu kadar net anlatılabilirdi. Yanlış anlaşılmasın, umutsuzluk yüklendiğimiz dönemler için, tam tersi yapılabilir olanı ve her şeyin bir mümkünü olduğunu anlatıyor. Ve tam da bu noktada çok önemli bir şeyi not düşüyor. Güvensizliği normalleştirdiğimizin farkında mıyız? Artık kimseye güvenmemek anlaşılabilir, kabul edilebilir bir duruş oldu. Halbuki insan olmak bu demek değildir, toplum olarak bunu hatırlamaya ihtiyacımız var. Biraz silkelenelim, düşünelim derseniz yazarın tüm kitaplarını tavsiye ederim.