·250 syf.····Okunma: 18 Haziran 2025 02:02 Daha ilk sayfalarından itibaren beni içine çekti kitap, okuması çok keyifliydi. Günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiş o “garip ama tanıdık” batıl inançların kökenini öğrenmek hem şaşırtıcı hem de inanılmaz derecede eğlenceliydi. Kitabın dili oldukça akıcı, üslubu ise yer yer mizahi, yer yer düşündürücü. Hele ki çocukluğumda kulağımda yer etmiş bazı deyimlerin, inanışların aslında ne kadar köklü olup çok eskilere dayandığını öğrenmek değişik hissettirdi. Kitabın özellikle cadı avlarıyla ilgili bölümlerini okurken, Ostrovski’nin tarihsel verileri nasıl sade ve çarpıcı biçimde sunduğuna hayran kaldım. O bölümler bana sadece bilgi vermedi; aynı zamanda o dönemde yaşanmış korkuların, törenlerin ve insanlık dışı uygulamaların aslında bugün bile nasıl izler bıraktığını fark ettirdi. Bazı detaylar öyle güçlü anlatılmış ki yer yer ürperdiğimi bile itiraf etmeliyim. En beğendiğim yönlerinden biri de, kitabın sadece kuru bilgi vermemesi. Her batıl inancın ardında bir insan hikâyesi, bir toplumsal refleks, bazen de trajik bir geçmiş olduğuna dikkat çekmesi kitabı sıradanlıktan çıkarıyor. Yazarın araştırmacı yönü çok güçlü ve bunu okuyucuya asla sıkmadan aktarıyor. Aynı zamanda kitabın sayfa düzeni, başlıkları, kullanılan resimler ve örneklerle desteklenen yapısı da okunmasını kolaylaştırıyor. Ostrovski bu kitabıyla hem zihnimi hem de merakımı doyurdu. Hem keyifli bir okuma arayanlara hem de “şu elemtere fiş ne demekmiş yahu” diye soranlara gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Bu kitap sadece geçmişin tuhaflıklarına değil, bugünün alışkanlıklarına da ışık tutuyor. Ve en güzeli: bunu yaparken hiç de kasmıyor. Bir çırpıda bitiverdi.