"Allah her zaman bu dinde, kendisine itaatte kullanacağı fidanlar yetiştirir." (Sünen-i İbn Mace, 8. hadis-i şerif)
Ömer Abdurrahman'ın (rahmetullahi aleyh) Tarihe Şahitliğim kitabından öğrendiğim en önemli hakikat şu oldu: Allah günleri insanlar arasında döndürür. Şimdi Müslümanların aleyhine olan günler bir gün yeniden Müslümanlar için dönecek ve Allah nurunu tamamlayacak. Bu hakikati, bu yazıyı okuyan herkes mutlaka biliyordur ve yeni farkına vardığım için bana şaşırıyordur. Eğer bana şaşırdıysanız size tavsiyem, Tarihe Şahitliğim kitabını okumanızdır. Muhtemeldir ki sizin de çıkaracağınız en önemli ders bu olacak ve bu bilgi için zihninizde ve kalbinizde yeni bir odacık açılacak. Önceden bildiğiniz ve iman ettiğiniz bu hakikate yeniden ve bir başka şekilde iman edeceksiniz.
Kitapta Ömer Abdurrahman'ın müebbet hapse çarptırılmadan önce hakim karşısında söylediği son sözleri okuyoruz. Bu sözler onun Kör İmam olarak görüp geçirdiklerini anlatıyor. Onun tanık olduğu tarihte İslam ve Müslümanlar gadre uğramış, zulüm görmüş ve garip kalmış haldedir. Bu hali İslam için ettiği mücadele vesilesiyle en üst perdeden yaşayan Şeyh'in İslam'ın büyüklüğüne ve bir gün yeniden muzaffer olacağına olan imanı ise hayret edilecek cinsten. O, onu yargılayan hakime meydan okuyarak, onu dinleyen Müslümanlara ise vasiyet sadedinde şöyle diyor: "Sizi uyarıyoruz. İslâm büyük ve heybetlidir, denenmiş ve eskidir. Yaşı yüzyıllarla sayılır. İslâm, 70 yıl önce kurulup sonra da yok olan kısa ömürlü komünizm gibi değildir. Kapitalizm gibi de değildir. Amerika iki yüzyılı biraz aştı. Her kuşun eti yenmez. Müslümanların kanı zehirlidir." Bu meydan okumanın ardından getirdiği somut veriler ise sözlerinin havaya söylenmiş hamasi sloganlar olmadığını gösteriyor. Batının soyu kesilmeye başlamışken, İslam dünyası büyümeye ve fidan vermeye devam ediyor. Batı'nın İslam dünyası üzerindeki tahakkümüne devam edebilmesinin tek koşulu, İslam dünyasında büyümüş gençlerin yönünü kendine çevirmek. Şeyhin bu kitabı yazdığı dönemde olsam Batı'nın bunu başarabileceğini düşünürdüm ama şu an, 7 Ekim sonrası süreçten itibaren Batı'nın Müslüman evlatlarını İslamsızlaştırmak şöyle dursun, kendi evlatlarının bile yüzlerini İslam dünyasına çevirmeye başladığını görüyoruz. Şeyhin sözleri gerçekleşiyor ve Müslümanlardan alınan her can, bir gübre olup yeni fidanları besliyor. Bu anlamda Batının evlatlarının İslam'a yardım ediyor olmasını Müslümanların güçsüzlüğü olarak değil, Batının iki yüzlülüğünü artık kendi evlatlarından bile gizleyememesi olarak okumak daha doğru bir bakış açısı olabilir.
Ömer Abdurrahman bu kitabı yazarken günler Müslümanların aleyhineydi. Ben bu kitabı okurken de öyle. Ömer Abdurrahman günlerin tekrar Müslümanların lehine döneceğine iman ediyordu. Ben ise günlerin Müslümanların lehine dönmeye başladığını görüyor ve bunun ayak seslerini duyuyorum. Ömer Abdurrahman bu din için Allah'ın ektiği fidanları sulayan bir eldi. Ben ise o fidanların büyüyüp serpildiğine ve meyveler verdiğine şahidim. Onları ziyan etmemek ve Allah'ın ormanını kurutmamak için çalışmam gerektiğini biliyorum. Şahidi olduğum tarihin Müslümanların övülmeye değer günleri olmasını umuyor ve bunu yazan el olmak için Allah'a dua ediyorum.