Gönderi

10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Bilinçaltının gücü kitabını okumaya başladığımdan beri, hemen hemen her sayfada yer alan bir cümle ilgimi çekti, yazar neden sürekli bunu dile getirsin diye düşünürken, sorunun cevabını sayfa 185'de yer alan bir tanık göstermede buldum. Gördüğüm cümle ve artık tekrar tekrar karşıma çıkıp okuduğum için hafızama kazınan cümle şuydu "Bir insan bilinçaltı zihninde ne düşünüyorsa o kişidir". Sürekli karşıma çıkan bu cümlenin kafamda bir takım sorular oluşturmasıyla bu sefer bu cümlenin cevabına ulaşmaya çalıştım.. cümleyi kanıtlar nitelikteki cevapsa şu tanık göstermeydi; İçinde yaşadığınız dünyanın esas olarak zihninizde olup bitenlerle belirlendiğini anlayın, Büyük Romalı Filozof Marcus Aurelius "Bir insanın hayatını düşünceleri yaratır,"demiştir. Burada da bitmiyor bir başka tanık göstermeden de yararlanıyor. 19 yüzyılın önde gelen Amerikalı Filozofu Ralph Waldo Emerson "Bir insan gün boyu düşündüğü şeydir,"demiştir. Buradan da anlıyoruz ki (ki zaten kitabın temel konusu buydu) bir insan neyi düşünürse neyi söylerse o olur o kişiye dönüşür Mahatma Ghandi'nin de dediği gibi: Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin, kaderiniz olur. Bütün kitabın özeti buydu. Bir insan kendi neye layık olduğunu düşünürse hayatı oraya doğru yol alır. Ve son olarak alışılageldik (yani alışkanlık haline gelen düşüncelerin) kendilerini fiziksel dünyada gerçekleştirme eğilimi vardır. Daha sonra murphy bir tavsiye ile desteklediği düşünceyi noktalıyor. “Olumsuz teslimiyetçi ya da iyi olmayan, depresif düşüncelere kapılmayın. Kendinizi sık sık, düşünce tarzınız dışında kalan hiçbir şey yaşayamayacağınızı hatırlatın.” Buraya bırakmak istediğim bir başka incelemem de var yine bu kitapla alakalı: Bugün bir kitabın bir sayfasından, hatta birkaç cümlesinden yola çıkarak sizi bir gerçekle tanıştıracağım, ben aydınlanma yaşadım:) Öncelike diyor ki kitapta "Bedeniniz yavaşladıysa ya da ağır adımlar atarak yürüyorsanız ne olmuş? Unutmayın, hayat kendisini her zaman yeni giysilerle donatır. İnsanların ölüm dediği şey, hayatın bir başka boyutundaki yeni bir şehre yapılan yolculuktur."bu parçadan ölümün bir son değil, geçiş olduğunu çok güzel anlatmış. İslamda da böyle; ölüm bir yok oluş değil, ruhun asıl yurduna dönmesidir. Sonra şu yazıyor: "karakteriniz, zihninizin durumu, inancınız ve fikirleriniz bozulup çürümez."Buradan da anlıyoruz ki kim olduğun, nasıl düşündüğün, neye inandığın, bunlar sadece bu dünya için değil, ölümden sonra da seninle birlikte varlığını sürdürür. O zaman şunu söyleyebilirim diğer dünyaya gittiğimizde bunları hatırlayacaksak o vakit sorgulanma da olacak, sorguya çekileceksek öyle ise çoğu şey hatırımızda olacak. Bu böyle birbiriyle zincirleme devam eder. Sonuç olarak karakter, bilinç, hatta pişmanlıklar ve farkındalıklar.. onlar da bizimle oraya taşınacak. Bu bakış açısı bana çok güzel bir farkındalık kazandırdı. Öyleyse kişisel gelişim kitaplarında, sosyal medyada veyahut televizyonda sıkça duyduğumuz hayatı dolu dolu yaşa, ya da dünyaya bir kez geliyoruz diyerek gençleri kendi benliklerinden uzaklaştırmaya mı çalışıyorlar? Çünkü toplumda "hayatı yaşa"söylemi genellikle şöyle sunuluyor; -Eğlen, gez, kazan,sev, çok sev, bol bol fotoğraf çek, başarıya koş, lüks yaşa, hiç durma! Bu algı gençleri sürekli dünya hayatı ile meşgul ediyor, bu durumda bu gençler realiteden uzaklaşıp dinden de soğumaya başlıyorlar. Çünkü kendi maneviyatlarından uzaklaştırıldıkları için merak duyguları da yitip gidiyor öğrenme duyguları da yitip gidiyor ve bu gençlerin çoğu dini tanımadan başka alanlara yöneliyor. Ama gerçek olan şu ki bu, madalyonun sadece dünyaya dönük yüzü.. Halbuki gerçek dolu dolu yaşamak; •kendini tanımaktan geçer, •Allah'ı tanımaktan geçer, •ruhunu doyurmaktan geçer, •başkalarına faydalı olmaktan geçer, •huzuru, sabrı, iyiliği, kalıcı bir şekilde içselleştirmekten geçer.. Sonuç olarak gençlere yanlış başarı ve mutluluk algısı dayatılıyor, tabii ki de dünyada yaşıyoruz elbette bir şeyler yapmalıyız bir işin ucundan tutmalıyız, benim eleştirdiğim nokta yanlış algı.. ruhsal olan her şeyi önemsizleştiriliyor. Bu kapitalist sistem gençleri kendi asıllarından uzaklaştırdığı için, manevi şeylere verdikleri değeride böylelikle yitirmiş oluyorlar. Ama şunu unutmamak lazım; “Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir göz ise maneviyata kördür...” Bu söz fani olduğunu unutanlara.. Momento Mori:)
1000Kitap
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Diyojen Yayınları · 201918,5bin okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.