Kitabı elime aldığımda kapak tasarımı ve ismi itibari ile çok farklı bir içerik bekliyordum. Ancak beni ters köşe yaptı diyebilirim. Yazarımızı daha önce çok kez duydum ancak hiçbir şekilde bir programını izleme şansım olmamıştı. Kitabımızın içerisinde oldukça cinselliğe yer verilmiş ve bu konu bazı okuyucuları rahatsız edebilir bunu bilerek kitaba başlamak gerektiğini düşünüyorum. Benim bazı noktalar midemi bulandırmadı desem yalan olur. Ancak birçok şey de kitabın başında söz verdiği gibi dürüst bir şekilde bizlere aktarılmış. Dürüstlükle erkek zihniyetini okuyacaksınız.
Mert Atalay, doyumsuz bir kadın bağımlısı. Bence tam olarak karakterin tek tanımı bu olabilir. Mert, yakın arkadaşı olan Selim ile okul yıllarından itibaren arkadaştırlar. Mert, Selim’in eşi Pelin ile uzunca bir süredir bir birliktelik içerisindedir. Fakat bunu birgün Selim öğrenir. Ve işte o zaman yıllardır süre gelen bu dostluk bozulur. (Ki gerçekten bir dostluk var mıydı? Orası tartışılması gereken bir konu.)
Sizce dostuna bunu yapan birisi bir dönem bile olsa gerçekten dost olabilmiş midir? Sanmıyorum!
Mert de birgün evlenir ve eşi Gül, kocasının bütün çapkınlıklarının farkındadır. Ancak bir gün onu gerçekten sadece Gül’ün sevdiğini anlayacağını inanmıştır. Bütün evlilikleri boyunca çoğu şeyi görmezden gelmiştir. Devamı kitapta..
Bu kitabı okurken özellikle kadın okuyucuların çoğunun yazılanları kaldırabileceğini düşünmüyorum ancak erkek okuyucular bu konuda çoğu şeye hak vereceğini düşünüyorum nedense.. Ama bir kadın olarak çoğu şey tabii ki de insanın kendi ahlak ve değerleri ile alakalı bir şey ancak kabul edilebilir bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Kitabımızda şöyle bir cümle var “ne de olsa intikam, biz erkeklerden çok kadınlara yakışıyordu.” Kitabın sonu bu cümlenin hakkını veriyor. Sonunu böyle beklemiyordum gerçekten oldukça güzel bir sondu.