Her öykünün kahramanı içimizden biri
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2025 11:23
Peride Celal’i ilk defa okudum ve iyi ki okudum dedim. Kalemini sevdim, düşüncelerini sevdim. Anlattıkları, yazdıkları kıyıda köşede kalmış ama aslında görülmesi gereken, hatta geç kalınmış bir ses gibi geldi bana.Ki kendi de "kenara itildim" demiş. Öyküleri okudukça kadınların dünyasında dolaştım; yalnızlıkta, yoksullukta, sessizlikte seslerini duydum kahramanların. Kitabın başında yer alan “Melahat Hanım’ın Düzenli Yaşamı” öyküsünde eşini kaybettikten sonra özgürleştiğini sanan bir kadının hikâyesi vardı. Ama bazen geçmiş, arkamızda kaldı sandığımız yerde değil; hep bir yerlerde saklanır ve hiç ummadığımız bir anda karşımıza dikilir. Melahat Hanım’ın geçmişi de öyle yaptı. Onun içine yerleşti, yaşadığı her anı zehir etti. Kimi zaman geçmişin içine hapsoluruz, kimi zaman ondan kurtulup yolumuza devam ederiz. Ama Melahat Hanım o kadar şanslı değildi. İkinci öykü “Ağaç”, bana bir insanla değil de bir ağaçla dostluk kurmanın mümkün olduğunu hatırlattı. Bazen gerçekten de bir bitkiyle insandan daha iyi anlaşırız. Bitkiler yargılamaz, sessizdir, ama hep oradadır. Bu öyküde yalnızlık gönüllüydü; sığınak gibiydi. Üçüncü öyküde hayatın zorluklarına karşı direnen, işlerinin kötü gitmesiyle hizmetçiliğe sürüklenen bir kadının hikâyesi vardı. Sonunda bir televizyon programına çıkıp içini döküyor: yoksulluk, kenar mahallelere itilmek, sadece seçim zamanlarında hatırlanmak… Ve sonra, ezilmişliğin içinden bir güneş gibi çıkıyor. O konuşma sadece onun sesi değil, görmezden gelinen herkesin sesiydi sanki. Dördüncü öyküde bir anne ve kız vardı. Anne dünyaya başka bir gözle bakıyordu; çirkinliğin bile içindeki güzelliği görebilecek kadar derin bir bakışla. Kızıysa sadece kötü olanı, bozulmuş olanı görüyordu. Kimimiz öyleyiz; bir kaldırım taşından çıkan çiçeği bile fark ederiz. Kimimiz ise sadece çatlağa bakar. Görmek, bakmakla aynı şey değil. Kitaptaki şu cümle çok etkileyiciydi: “İnsanlar ne kadar yürek yüreğe olsalar da, bakışları ayrı görüyor çok şeyi.” Sondan bir önceki hikâye beni çok etkiledi. Büyük bir aşk vardı, çekilen çileler, özveri, vazgeçişler… Ve sonra bir kopuş. Peki kim haklıydı? Kalan mı, giden mi? Bazen insanı asıl yıpratan unutulup geride bırakılmak oluyor. Bunca yaşanmışlığın ve fedakarlığın ardından.. Son öykü ise küçük bir karşılaşma, bir kadın ve bir adamın kısa serüveni. Bazen konuşmadığımız şeyleri karşı tarafın anlamasını isteriz. Halimizden, duruşumuzdan, susuşumuzdan anlasın isteriz. Ama gerçek şu ki herkes kendi içinde, kendi aklında. Biz canımız yanarken bir başkasının aklı bambaşka bir yerde olabilir. Hayat böyle; herkes kendi düşüncelerine gömülmüş, herkes kendi hikâyesinde. Ben bu kitabı bitirdikten sonra sadece iyi bir yazarla tanıştığımı değil, aynı zamanda görünmeyen kadınların, unutulmuş duyguların, söylenmeyen sözlerin bir kitabını okuduğumu hissettim. Peride Celal, gerçekten okunması gereken, sesi duyulması gereken bir yazar.
Melahat Hanımın Düzenli YaşamıPeride Celal · H2o Kitap Kitap Yayınları · 2020178 okunma
·
54 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.