Gönderi

Neden Bazıları Daha Zengin?
Puan vermedi·560 syf.··
2025 5. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 12:11
Acemoğlu ve Robinson'ın 2024 yılında Nobel ekonomi ödülüne layık görülen "politik ve ekonomik kurumların ekonomik gelişmişlik üzerine etkileri" temalı yıllar süren çalışmalarını özetledikleri bu kitap, akademik bir tezin doğru bir metodoloji ile alanın uzmanı olmayan "avâma" ikna edici bir şekilde anlatılabileceğinin en güzel örneklerinden birini sergiliyor. İkilinin bu kitapta ortaya koyduğu fikirlerin temeli, esasında, 2001 yılında The American Review dergisinde yayınladıkları "The Colonial Origins of Comparative Development: An Empirical Investigation" adlı makalelerine dayanıyor. Bu makalede Acemoğlu ve Robinson Avrupalı sömürgecilerin kolonileştirdikleri farklı bölgelerde farklı yönetim biçimleri uyguladıklarını ve buna uygun kurumlar geliştirdiklerini ortaya koyuyorlar. Buna göre yaşam şartlarının kötü olduğu ve doğal şartlara uyum sağlanamaması nedeniyle kolonicilerin ölüm oranının yüksek olduğu yerlerde (Latin Amerika ve Afrika) sömürgeciler, kalıcı olmak yerine yerel halkı sömürerek hızlı bir şekilde zenginlikleri Avrupa'ya aktarabilecekleri yönetim biçimleri inşa etmişlerdir. Bunun aksine sömürmeye müsait doğal zenginliklerin bulunmadığı ama sömürgeci Avrupalıların yaşamasına imkan veren iklim ve sağlık şartlarının uygun olduğu yerlere yerleşen koloniciler ise, buralarda kıta Avrupasından getirdikleri demokratik kurumları inşa ederek, yaşam standartlarını yükseltmişlerdir. Kitap bu fikri merkezine alarak neden liberal-demokratik politik ve ekonomik kurumlar üzerine inşa edilen batılı devletlerin zengin, bunun aksine çoğulcu olmayan, mülkiyet hakkını güvenceye almayan, tek bir kişi ya da zümrenin yönetimi ve bunun neticesinde zenginleşmesine olanak sağlayan devletlerin fakir olduğunu açıklamaya çalışıyor. Kanımca bunda da başarılı olmuş. Kitapta iki tür devlet anlayışından bahsediliyor. İlki güçlü bir merkezi otoriteye sahip, ancak bu güçlü merkezi otoritenin tek bir kişi ya da zümre yerine çoğulculuk vasıtasıyla sistemin bütün aktörlerinin dahil edildiği bir uzlaşma tarafından kullanıldığı, mülkiyet haklarını garanti altına alan ve yaratıcılığı destekleyen devlet modeli (liberal demokratik anlayışa sahip kuzey Avrupa devletleri, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Kanada). Diğeri ise merkezi otoriteye sahip olmayan ya da merkezi otoritesi güçlü olsa da bunu mülkiyet haklarını garanti altına almak, yaratıcılığın önünü açmak ve halkın refahını yükseltmek yerine halkın emeğini ve mülkünü sömürmeyi seçen kişi ya da zümrelerin kontrolündeki devlet modeli (birkaç istisna dışında bütün Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri). Kitap ilk sınıfta yer alan devletlerin bir virtuous circle içinde olduklarını ve doğru politik kurumların doğru ekonomik kurumları (ya da vice versa) destekleyerek sürekli ileri giden bir devinim halinde olduklarını, hem günümüzden hem de geçmişten örneklerlerle, ortaya koyuyor. İkinci sınıfta yer alan devletlerin ise sömürüye dayalı politik kurumlar ile sömürüye alan açan ekonomik kurumları beslediğini (ya da vice versa) ve bu sayede de yöneten zümrenin zengin halkın ise fakirliğe mahkum olduğunu, yine hem günümüzden hem de geçmişten örneklerlerle, açıklıyor. Kitap ayrıca ilk sınıfta yer alan devletlerde hakim olan "virtuous circle" durumunun ilelebet devam etmesinin garantisi olmadığını, çoğulculuğu terkederek gücü bir sınıfa ya da zümreye terk eden devletlerin "vicious circle" tuzağına düşebileceğini, tarihten Venedik Devleti ve Roma İmparatorluğu örnekleri ile açıklıyor. Kitabı çok beğenmeme ve Acemoğlu ve Robinson'ın tezlerini ikna edici bulmama rağmen, kitapla ilgili temel eleştirim çözüm olarak ileri sürülen modelin sadece İngiltere ve onun uzantıları olan liberal devletler üzerinden açıklanması olabilir. Kitap İngiltere'nin tarihin kırılma noktalarında yaptığı doğru seçimlerle (e.g. Glorious Revolution) çoğulculuğu garanti altına alan "virtuous circle" durumuna kavuştuğunu ispatlamaya çalışıyor ama bunu yaparken Magna Carta'da garanti altına alınan hakların korunması için I. Charles'ın Parlamento tarafından idam edilmesi, "Enclosure Act" ile köylülerin ortak kullanımında olan toprakların soylulara verilmesi ya da "Poor Laws" yasaları ile fakirlerin belli yerlerde toplanarak angaryaya zorlanması gibi anti-demokratik uygulamaları es geçiyor. Ayrıca İngiltere ya da Amerika Birleşik Devletlerinin ileride Roma İmparatorluğu gibi baskıcı rejimlere dönme ihtimaline de pek değinmiyor ("1984" ya da "Children of Men", baskıcı rejime dönüşme ihtimali en yüksek olan devleti İngiltere olarak resmediyor mesela). Son olarak, kitap tezini daha iyi anlatabilmek için aynı örnekleri defalarca tekrar etmekten geri durmuyor. Bu da okumayı biraz sıkıcı hale getirebilir. Herşeye rağmen, kitap ilginç bir tezi çok ikna edici bir şekilde anlatması ve teknik detaylara dalmadan söyleyeceğini basit bir şekilde okuyucuya iletebilmesi ile okunmayı, ve aynı zamanda takdiri, hak ediyor.
Why Nations Fail: The Origins of Power, Prosperity and PovertyDaron Acemoğlu · Profile Books · 201336 okunma
·
164 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.