9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2025 20:28
Drew Wilson ve ailesi için, annesinin babasını aldatması ve bu nedenle ebeveynlerinin boşanması ile başlamıştı kötü günler. Boşanma ve velayet mücadelesinin yarattığı travmayı atlatamayan babasının, önce kendini içkiye vermesi ve nihayetinde de intiharı ile devam etmişti. Böylece, annesinin evlendiği adamın evine taşınınca, aynı evde yaşayan üvey kardeşi Richard, sürekli zorbalıkları ile cehenneme çevirmişti Drew’un çocukluğu ve gençliğini. – Hala da karısıyla birlikte devam ediyorlardı sistematik psikolojik işkencelerine-. En kötüsü de, tüm bunlar olurken, annesinin Drew’u yalnız bırakması, hatta, O’nun da yapılanlara iştirak etmesiydi. Yaşadıklarını zorlukla da olsa geride bırakan Drew şimdi, ünlü bir şarkıcıydı. Ama, anne ve babasının sorunları nedeniyle kendisini ordan oraya savuran hayatının ipleri, Drew’u yarış atı gibi zorlayan menajeri Davis ve ekibindeydi. Kendi fikri sorulmadan ayarlanan ve riayet etmesi beklenen programlara uyması, etkinliklerde beklenen performansı göstermesi gerekiyordu. Şarkılarını bile seçmesine izin vermeyen bu yoğun konser, röportaj ve etkinlik temposunun arasında, eski erkek arkadaşı Joel ‘Six’ Bailey’le bir haftalık Hawai tatiline çıkıp ilişkilerine bir şans daha vermek için zaman ayırabilmişti. Ama, oraya gittiğinde Six ortada görünmediği gibi, tatile ailesinin de katılacağını öğrenmişti sürpriz bir şekilde. Bailey’lerin annesi Beth, bir yandan kanserle mücadele ederken, diğer yandan oğullarının mutluluğu için elinden geldiğince çabalıyordu. Babaları ise, karısını aleni bir şekilde aldatıyor, Six’i tümüyle yok sayıp, tüm ilgisini büyük oğlu Josh’a veriyordu. Ailenin büyük oğlu Josh, Somali’nin zor şartlarında gönüllü çalışan idealist bir doktordu. Drew’u varlığı ile tedirgin eden aile üyesi de Josh’tu. Çünkü, Josh ve Drew tanıştıkları anda ters düşmüşler ve birbirlerinden hiç hoşlanmamışlardı görünüşte. Anneleri Beth’in sağlık durumu ve bu tatille ilgili umutlarını kırmamak, Six’in yokluğunu bir miktar telafi edebilmek için de aileyle birlikte tatile devam etti Drew. Ve bilin bakalım ne oldu? Josh’la birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buldular. Karşılıklı önyargılarının ortadan kalktığı, gerçek duyguların su yüzüne çıktığı, duygusal açıdan oldukça aydınlatıcı bir gezi oldu ikisi için de. Drew’un yaraları, Josh’un naif ve düşünceli tavırları, daha da yakınlaştırdı ikisini birbirine. Tatilin bir noktasında Six’in ortaya çıkması ve rahat tavırları da, ilişkilerinin akıbetini belirledi. Josh’la itiraf etmeseler de karşılıklı hissettikleri elektrik, mesafeleri ve aralarında daima varlığını koruyan Six’i bile göz ardı ettirecek kadar yoğundu. Bu yüzden de, tatil bittiginde uzun süre uzak kalamadılar birbirlerinden. Bu birliktelikleriyle de, kendi hayat rutinlerindeki sıkıntıları birbirlerinin kollarında atlatmaya, fiziki ve duygusal yaralarına merhem olmaya çalıştılar. Kolay oldu mu birliktelikleri? Tahmin edeceğiniz üzere hayır. Vazgeçtiler mi birbirlerinden ve hayatlarında yolunda gitmeyen şeyler için mücadeleden? Tüm bu olayların sonuçlarını ve akıbetlerini kitabı okuduğunuzda öğreneceksiniz elbet. Serinin bundan önceki kitabında da olduğu gibi sade ve akıcı bir dille yazılmıştı Şeytanla Tatil de. Çevirisi ise çok iyiydi. Başta kitabın çevirmeni olmak üzere, emeği geçen herkesin eline emeğine saglık. Okumakta hiç zorlanmadım şahsen çünkü. Drew’un yaralı hali, güvensizliği, hataları bir miktar üzdü beni. Ailesinin yaptıkları, Davis, ekibi ve Six’in yaptıklarını sinirlenerek okudum ve genel olarak sevdim kitabı. Bu nedenle de, düşmandan aşığa ve yasak aşk temalı, dramatik romantik kitapları okumaktan hoşlanan 18 yaş üstü okurlar da bu kitabı sevebilirler diyor, keyifli okumalar diliyorum herkese. Kitaplarla kalın. (alıntı) “Aşk hikâyeleri otobüs yolculuğu gibidir. Hızlı olanı seçebilirsiniz, kısa ve öz olur, heyecan vermez ama sizi istediğiniz yere götürür. Ya da bunu uzun bir yolculuğa çevirebilirsiniz. Bir sürü aktarma ve durak boyunca, olağanüstü olanı ararken kör bir umutla hareket edersiniz. Olağanüstüyü aramıyordum ya da belirsiz bir umudun peşinde koşmaya inanmıyordum. Fakat eski sevgiliyi görmek için yapılan on üç saatlik uçuş çok da hızlı bir yolculuk olarak değerlendirilemezdi.”
Şeytanla TatilElizabeth O'Roark · Martı Yayınları · 2025173 okunma
·
97 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.